10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 75. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2020 00:07
Eveet... Stefan Zweıg dört novelladan oluşan bir eserle; betimlemeler, psikolojik geçişler ve ruh tahlilleriyle dehşet içinde bırakan, son sayfaya kadar adeta elimi, kolumu, ayaklarımı bağlayıp, oto kontrol sistemimi tamamen ele geçiren, resmen esir eden bir kitapla benimleydi yine. Son sayfayı da az önce okudum. Kitabın kapağını kapattım ama hâlâ bir tür büyünün, bir sihrin, bir tılsımın etkisindeymişim gibi tuhaf bir esriklik halindeyim.. İlk öykü, kitaba da adını veren Mürebbiye adlı öykü idi. İki kız çocuğuna bakan Fräulein'in önce çocuklar, sonra da çocukların ebeveynleri tarafından farkedilen ruhsal durumunda, davranışlarında ve vücudundaki bazı değişiklikleri; tek başına sebep olmadığı bu değişikliklerin bedelini kadının tek başına ödemesini, Mürebbiyelik yaptığı çocuklarla aralarında oluşan duygudaşlığı iki "kız çocuğunun" gözünden aktarmış Zweıg. Bu novellada Zweıg'ı tamamen çocuk psikolojisine bürünmüş bir halde görüyoruz. Öyle ki, çok sevdikleri Fräulein'in başına gelen olay ve maruz kaldığı acımasız tutum karşısında kızların yaşadığı sarsıntıyı şöyle vurguluyor: "Çocukluklarının o neşeli rahatlığından bir uçuruma düşercesine çıkıverdiler!" Yanı başlarında yaşanan faciayı tam olarak kavrayamasalar bile hissettiklerince verdikleri tepkimeyi ruh mütehassısı Zweıg bakın nasıl gözlemliyor: "Suskunlukları, nüfuz edilemeyen o mutlak suskunlukları, bağırmadan, ağlamadan çektikleri sinsi acı onları herkese karşı yabancı ve tehlikeli bir hale getiriyor. Kimse yanlarına yaklaşamıyor, ruhlarına ulaşan geçit belki de uzun yıllar boyu kapalı kalacak. Onlar artık birer düşmandır, çevrelerindeki herkes bunu hissediyor, hem de affetmesi olmayan düşmanlar. Çünkü dünden beri birer çocuk değiller artık. O öğle sonrasında birkaç yaş birden büyüdüler!" İkinci öykü Yaz Novellası'nda ise, yaşlı bir adamın gizemli bir aşık yaratıp çekingen bir genç kıza yazdığı aşk mektupları ile davranışlarının incelenmesini izliyoruz. (İzliyoruz diyorum, çünkü Zweıg okurunu ya eserinin kahramanlarından biri haline getiriyor ya da bir gözlemci...) Sıradan, çelimsiz, bakımsız genç kız deyim yerindeyse denek olarak kullanılıyor. Hayâli aşık ve aşk mektupları ise Cengiz Aytmatov'un "Aşk her canlı için bir ruh ihtilalidir!" tezini doğrularcasına denek üzerinde inanılmaz bir etki gösteriyor. Ancak ne var ki bu çekingen genç kızın hayatına küçük sihirli dokunuşlarla renk ve heyecan katmak isteyen yaşlı beyefendinin hesaba katmadığı faktörler de vardı ve hesaba katılmayan hayatın gerçekleri hayâli aşk senaristimizi şöyle bir özelleştiri ve pişmanlık noktasına getirecekti: "Ve şimdi kızın son bakışlarındaki öfkenin, eziyetin, ümitsizliğin ve kızın hayatının kim bilir nerelerine kadar savurup serptiğim o derin acının müthiş şiddeti bir suçlama gibi karşımdaydı." Üçüncü novella bu kitapta en sevdiğim öykü Geç Ödenen Borç idi.. Margaret'in çocukluk arkadaşı Ellen'e yazdığı mektubu okurken genç kızlık dönemlerine ait bir sır perdesinin de aralandığını görüyoruz.. Zweıg okuru bu öyküde kendisini manevî olarak borçlu hisseden bir kadının sergilediği insanlık ve vefâ örneğine tanık ediyor. Bir zamanların gözde tiyatro sanatçısı Peter Sturtz'un; gözden düşmüş, felçli, düşkün bir adamın öyküsü bu. Genç kızlık cehaletiyle gözü hiçbir şey görmeyen Margaret karşısında erdemli bir duruş sergileyen Sturtz'a yirmi beş yıl sonra aynı erdemlilikle nasıl bir el uzanır ve iadei itibar ederin öyküsü. "Çoktan unutulduğuna ve artık gömülmüş olduğuna inanmıştı, şimdi bir el uzanmış tabutunu tıklatarak onu dışarıya çağırıyor ve aslında hiç sahip olmadığı bir ün yanılsaması yaratıyordu. Yürek her zaman kendini kandırmaya eğilimli olduğundan o da ününün yaygınlığına inanıp kuşkuyu bıraktı." Knut Hamsun Açlık adlı romanında diyor ya hani: "İnsan deli olmasa bile, biraz duyarlı bir kalbe sahip olabilir pekâlâ. Öyleleri vardır ki, ufak tefek şeyler onları yaşatır da, sert bir söz öldürür." Duyarlı bir kalbe sahip Margaret'ın yaptığı da tam olarak buydu işte. Ufak tefek akıl oyunları ve ustaca kullandığı söz sanatı ile bir insanı belki de hayatının son zamanlarında dünyanın en mutlu insanı yapmak... Mürebbiye'de birçok özlü söz vardı, işaretledim, çizdim, notlar aldım... Ama bana göre bu kitabı ve Geç Ödenen Borç adlı öyküyü özetleyen aforizma 57. sayfadaki şu söz idi: "Oysa ben mucizevi bir şey göremiyordum. İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir." Son öykümüz Kadın ve Yeryüzü... Aman Tanrı'm Zweıg! Her kitabında, her öykünde bana bunu yapmak zorunda mısın? Kadın ve Yeryüzünde zaman ve mekan kavramı beni tamamen terketti. Sanki yapraklarını göğe doğru kaldırıp yağmur bekleyen otların kavruk kokularını duydum buram buram.. Kara bulutları önüne katıp getiren rüzgarı ve sarı sıcağı yüzümde hissettim. Yanmış kavrulmuş toprağın düşen ilk dolgun damlaları yutuvermesini gördüm, közün üzerine damlayan suyun çıkardığı sesi andıran cıslama sesini duydum.. Sihirbaz beni şu sözleriyle öyle hipnotize etmişti ki: "Gözümü nereye çevirsem kendi içimdeki beklentinin aynısını görüyordum, toprağın çatlakları iyice aralanmıştı, susuzluktan yanan ağızlar gibi görünüyorlardı, aynı şeyi kendi bedenimde de hissediyordum, serinliği ve yağmurun ürpertici diriliğini arar gibi her bir gözeneğim açılmıştı. Parmaklarım, bulutları yakalayıp susuzluktan yanan yeryüzüne daha hızlı yaklaştırmak ister gibi kendiliğinden kapanıvermişti.'' O boğucu, bunaltıcı, yapış yapış havayı bire bir soludum, yaşadım ve "beklenen yağmurun" bir an önce sağanak sağanak yağması için dua ederken buldum kendimi.. Yeryüzünün kadın tasviri bizdeki Toprak Ana inanışıyla örtüşüyordu.. 80. sayfada: "Gök, yeryüzünü şimşeklerle kucaklıyor, gümbürdeyerek toprağa varıyordu..." diyor, yer ile gökü, kadın ile erkek gibi iki cins olarak tanımlıyor, bu iki cins arasında yaşanabilecek her bir münasebeti bütün ayrıntılarıyla yer ile göke uyarlıyordu. Yeryüzünün yağmura kavuştuğu âna gerdek gecesi demek... Olağanüstü, inanılmaz, insanüstü bir anlatım.. Neyse, son söz: "Bir Stefan Zweıg eserinin tek rakibi başka bir Stefan Zweıg eseridir! der, 83 sayfalık bir kitabın hissettirdiklerini özümseyebilmek için kendimle baş başa kalmaya giderim..
MürebbiyeStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202132,9bin okunma
·
645 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
👏🏻👏🏻👏🏻
Mâvi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim hocam.. 🥰📚
İncelemenizi Harun Çelik Hocamın önerisiyle okudum. Kaleminize sağlık.
Mâvi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, sağolun.. 🙏😊
🤌🤌 Harika bir yorum olmuş. En kısa sürede okuyup büyülenmek istiyorum bende 😊
Mâvi
Gönderi Sahibi
En yakın zamanda okuyabilmeniz dileğiyle, çok teşekkür ederim.. 🙂🥀🙏