1/10
·406 syf.··
2022 23. kitabı
Bir kitap nasıl kağıt israfına dönüşürün canlı örneği... Öncelikle malum diziyi izlemedim, fakat sosyal medyada kitap ile dizi içeriği arasında bir bağlantı yok denince okumayı düşündüm. Kitapla dizinin bir bağlantısı olmadığı gibi, kitabın içeriği ile adı arasında da hiçbir alaka yok... İçerikte bir çok yanılgı mevcut ve okudukça bu durumun kasten yapıldığı hissine kapıldım. Öncelikle Atatürk'ün şahsına yapılan yakıştırmalar ve karalamalar kabul edilecek gibi değil. Akabinde Ermeni Soykırımı yaptığımızın iddia edilmesi, genç cumhuriyetin tüm eylemlerinin tek taraflı bir bakış açısıyla bağnazca değerlendirilmesi beni dehşete düşürdü. "Devrimci Ermeni grupları gerçekten de imparatorluğun yoğun Ermeni nüfuslu bölgelerinde ayaklanmalar düzenlemiş, hatta İstanbul'da ı896'da Grande Rue'nun hemen aşağısındaki Osmanlı Bankası'nı basarak büyük gürültü koparmışlardı. Ancak Enver, Cemal ve Talat'ın çevresindeki ordu mensupları ve siyasetçiler, özellikle de İttihat Terakki'ye bağlı Teşkilat-ı Mahsusa, bu baskına kitlesel bir katliamla cevap verdi. Teşkilat-ı Mahsusa'nın esas görevi ordunun emri altında paramiliter birlikler kurmak ve devletin potansiyel düşmanlarını ortadan kaldırmaktı. Osmanlı kuvvetleri doğu cephesinde büyük yenilgilere uğramaya başlayınca, özellikle de Aralık 1914-0cak 1915'te, Sankamış'ta Ruslada yapılan muharebeden sonra, Teşkilat-ı Mahsusa ve yandaşları, savaşın bozgurıla bitmesini istiyorlar diye düşündükleri Ermenileri ortadan kaldırmaya giriştiler. " 48 "Sakarya zaferi Türk kuvvetlerinin başkomutanı Mustafa Kemal'i de milli hareketin rakipsiz önderi haline getirmişti. Böylece Kemal, İstanbul elitinin bir üyesi ve tecrübeli komutan olarak herkesten daha ünlü olan Kazım Karabekir gibi potansiyel rakiplerine üstünlük sağladı. Mustafa Kemal'e mareşal rütbesi ve onursal gazi unvanı verildi." 83 "Lozan şizofrenik bir antlaşmaydı." 122 "Mustafa Kemal'in bile Ankara'daki ikametgahında eski bir saray haremağasını istihdam ettiği söyleniyordu." 141 "Bütün bu değişimlere "inkılap" yani devrim deniyordu. Bütün devrimciler gibi Kemalistler de işe sultanlığı işgalcilerden kurtarmak isteyen birer reformcu olarak başlamışlarsa da, eski sistemin onarılamayacağı belli olmuştu. Ne var ki birçok bakımdan bu, sıra dışı bir devrimdi. Türkler saraya hep birlikte yürümeden, sadece bir kanun çıkararak hükümdarlarını alaşağı ettiler. Bütün yaptıklan kendi topraklarını yeniden fethetmekti. Parlamenter cumhuriyet fikrine hemen sarıldılar, ama liderlerini Osmanlı sultanını bile aşan bir kişi kültüyle sarmaladılar. kıyafeti daima züppeliğin sınırında bir şıklıktaydı."171 "Oysa gerçekte Kemalizm, Mustafa Kemal'in iç rakiplerine karşı büyük güçlükle kazandığı bir zaferin ürünüydü; sebebi değil." 173 "Mustafa Kemal'in bu parlak stratejisi birine karşı kullanılacak doğru hasını seçmekteki ustalığına dayanmaktaydı. Nasıl becermişse becermiş, savaş ve işgalin yarattığı siyasi boşlukta faaliyet gösteren, neredeyse çapulcu denebilecek bazı güçlü kişileri kendi safına çekmişti. Kılıç Ali ve Topal Osman gibi renkli ama acımasız karakterler milli kuvvetlerin yanındaydı. Bunlar, çeteci taktikleriyle siyasi muhalifleri, silahlı aşiretleri, işgal kuvvetlerini ve sivilleri ayrım gözetmeksizin hedef alıyorlardı. Kemalistler daha sonra Sovyetler Birliği'nin içine dalacağı göstermelik mahkemeler ve kitlesel temizlik girdabına genel anlamında yakalanmasa da, Büyük Millet Meclisi'nin verdiği yetkiyle daha küçük çaptaki istiklal mahkemelerini kurmuşlardı. " 174 "...bir dizi şikayetin ifadesi olarak kalkıştıkları isyanlar acımasızca bastınldı. Askeri uçaklar köyleri bombaladı; bu uçaklardan birini, cumhurreisinin manevi kızı, ilk kadın pilot Sabiha Gökçen kullanıyordu. Kürtlerin yoğun olduğu Dersim bölgesine 1937-1938'de yapılan hava saldırıları, çetelere karşı operasyon adı altında sivillerin bombalanmasıyla Türklerin bir tür Guemica'sına dönüştü. İspanya'daki ünlü olaydan farkı ise bomba yağdıranlar ile onlardan korunmaya çalışanların aynı ülkenin vatandaşları oluşuydu." 175 (??????????????????????????????????????) “Çok içiyorsun diye hafif yollu şikayet eden ibadetine düşkün sünni bir nineye sahip olmak, insanın hem iyi bir cumhuriyet yanlısı hem de iyi bir Türk olduğunun belki de en kesin işaretiydi.” 176 Yine Struma gemisinin batırılmasında suçun Türkiye Cumhuriyeti'ne atılmış olması da kabul edilemez. Kaynakçadan anladığım kadarıyla Mango'nun kitabı çok yerde referans olarak geçiyor. Kitabın içeriğinde yukarıda örneklerini listelediklerim dışında daha pek çok şey -iyi niyetle- hatalı ya da -bilerek- çarpıtılmış. Okumayı düşünenlerin çok temkinli olmasında fayda var. Okumasanız daha iyi. :)
İnceleme
Pera Palas'ta Gece YarısıCharles King · Kitap Yayınevi · 2016188 okunma
·
188 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.