Çocuklar bir olayı anlatırken onu duymazlıktan gelmemeliyiz, gözlerinin içine bakıp onu dinlemeliyiz.
Çocuklar herhangi bir şey anlattıktan sonra hevesinin kaçmaması lazım.
Kitabın en başında öyle olmuyor maalesef.
Boa yılanının fili yuttuğu resmediliyor ama yetişkinler düz bir cevap veriyor. "Şapka."
Resminin ne olduğu anlaşılmayınca anlaşılacak bir şekilde, detaylı bir çizim yapılıyor. Büyükler ise sonrasında boa yılanıyla uğraşmak yerine coğrafya ve tarihle ilgilenmesini tembihliyor.
Daha sonra karakterimiz Küçük Prens ile tanışıyor. Ve büyüklerin gerçekten tuhaf olduğunu Küçük Prens'e söylenilenlerle daha iyi anlıyoruz.
İlk gezegendeki adam kendini kral ilan etmiş, 2. gezegendeki adam oldukça egoist, 3. adam içmekten utandığını ve utandığını unutmak için içtiğini söylüyor, 4. gezegendeki adam tüm yıldızları sayıyor ve kimsenin onu rahatsız etmesini istemiyor, 5. adam kendisine verilen bir emir olmamasına rağmen "Bana verilen böyle bir emir var." diyerek durmadan feneri yakıp söndürüyor, 6. adam coğrafyacı olmasına rağmen kendi gezegenini gezip görmüyor çünkü gezip gördüğünde yanılacağını ama bilgileri kitap okuyup öğrenince doğru bilgilere erişeceğini düşünüyor.
Bu kitapta boşuna büyükler çok tuhaf denilmedi.
Sadece küçüklerin değil, büyüklerin de muhakkak okuması gereken bir kitap. Büyüklerin bu kitabı okuyup ders çıkarmaları gerek.
Keyifli okumalar.