·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mayıs 2022 14:33 2 sene önce ki bahar ayında (pandeminin ilk ayları) zevk ve önerilerini dikkate aldığım bir arkadaşımın instagram hikayesinde paylaşımı dolayısıyla aldığım bu kitabı geçtiğimiz ay okuyabildim. O zaman anlatılan hikayenin çok karışık gelmesinden ve olayları takip edemediğimden dolayı yarıda bırakmıştım. Aslında sıradışı bir anlatımı olduğunu, mutlaka okumam gerektiğini biliyordum ama bazen bazı kitapları, hayatının o günlerinde okuyamazsın, odaklanamazsın ve içine girebilmek için başka bir döneminde ve modun da olman gerekir ya, ben de bunu düşünerek tekrar bu kitabı kitaplığa kaldırmıştım.
Sonuç olarak bir karar vererek iki sene sonra yine bir bahar gününde tekrar bu kitaba başlamak istedim. İyi ki de bu kararı verdim. Uzun zamandır hissetmediğim bir hüzünle karşılaştım. Bu bahsettiğim hüzün; tanıdık ama uzaklarda dolaşan, çokta yaklaşmasını istemeyeceğin yoksa çıkmak için ayrıca uğraşacağın türde bir duygu. O gün havanın kapalı ve yağmurlu olması, anneyle yapılan can sıkıcı bir tartışmada buna eklenince kitap benim için kendine en uygun zamanı bulmuş oldu.
Kitapta ki hüzün nereden geliyor diyecek olursanız; bir çocukluk hikayesi var. Benim düşünceme göre herkes kendi çocukluğunu veya genel anlamda bir çocuğun düşüncelerini naiflikle karşılar. En başta bu yüzden bir çocukluk hikayesi anlatıyor olması kitabın okunabilirliği için değerli bir nokta. Yıllar önceki Kadıköy Yel Değirmeni’nde yaşayan, kitabın baş karakteri olan bu çocuğun günlük hayatını ve onun etrafını nasıl gördüğünü, kişileri, olayları nasıl algıladığını, mağruz kaldığı anne baskısıyla nasıl baş ettiğini ve bu durumun onu nasıl etkilediğiyle baş başa kalıyorsunuz. Hayata sadece onun baktığı pencereden bakıyorsunuz ve yazarın kullandığı dili çözmeye çalışırken aynı zamanda ona hayran kalıyorsunuz.
‘Nasıl yani?’ diye şaşıracağınız, soyut ve karmaşık olduğu için baştan okuyabileceğiniz birçok cümleyle hatta paragrafla karşılaşıyorsunuz. Çocuğun hayal dünyasında olayları takip etmeye çalışırken, kendi kendinizin de hem çocukluk tecrübelerinizi hatırlayıp hem de kendi hayal dünyanızı kullanma fırsatı elde etmiş oluyorsunuz. Çocuktaki Bahçe’yi bir buçuk günde bitirdiğimi söyleyerek, soyut anlamda yaratıcı bir dili olan, sıra dışı betimlemelerin bulunduğu ve hayal etmeye merak duyan kişilere bu kitabı öneririm.