Gönderi

10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 00:00
Kendi hayatı araştırıldığında kendi hayatından oldukça fazla iz taşıdığını görüyoruz kitabın, bu yüzden yarı otobiyografik bir eser denilebilir. Alt sınıftan fakir bir deniz işçisinin kendinden oldukça üst sınıfta eğitimli bir kızdan etkilenmesi ve bu konuda sırf onun sınıfına erişebilmek ve birazda tanınmak amacıyla kendini okumaya araştırmaya vermesiyle ilerleyen süreci konu alıyor Martin Eden. Bir süre sonra konuşması,fikirleri, düşünceleri değişmeye başlarken yazma arzusu da başlıyor kendisinde. Denemeleri başarısız olsa da, gönderdiği dergilerden sürekli olumsuz yanıtlar alsa da pes etmiyor. Sürekli artık gerçek sanatı, edebiyatı sorgulamaya başlıyor. Zaman içerisinde ise kendisinin de dahil olmak için kendini adarcasına çabaladığı, imrenerek baktığı, büyük hayranlık duyduğu burjuva sınıfının birçoğunun aslında ne kadar sığ ve yüzeysel kişilikler olduğunun farkına varıyor. Bu düşüncelerimi şu alıntı ile desteklemek istiyorum. '' Martin’i en çok şaşırtan şey onların cehaleti olmuştu. Ne olmuştu onlara? Eğitimlerini ne yapmışlardı? Kendisinin okuduğu kitaplara onlar da ulaşabilirdi. Nasıl olur da kitaplardan bir şey öğrenmezlerdi?” İnsanların cesaretsiz korkak olması onu rahatsız etti, yazmayı bırakıp bir işe girmesi gerektiği söylendikçe o bunun kölelik olduğunu ileri sürdü. Buradaki alıntıyı da düşüncelerinin yansıması olarak bırakıyorum. ''Dünyanın güçlülere ait olmasında şaşacak bir şey yoktu. Köleler, kendi köleliklerine saplantıyla bağlıydı. İş, önünde secde edip tapındıkları altın putuydu onların.'' Yazmaya, yazdıklarını göndermeye ve ret almaya devam ettiği bu kısır döngü içerisindeyken bir gün bir yayın tarafından yazdığı bir eser yayınlanır. Bu olay ile birlikte Martin’in adı duyulmaya ve konuşulmaya başlar. Artan popülerliği ile birlikte birçok yayınevi, dergiler Martin’le çalışmak ister, kendisinden yazılarını isterler, uzun vadeli geleceğe yönelik anlaşmalar talep ederler. Yayınlanan eserinden sonra eskiden yazdığı fakat kimsenin beğenmediği o eserler de ün kazanmaya ve aşırı ilgi görmeye başlayınca Martin rahatsızlık duymaya başlar. Kendi kendine sürekli ''Bu kitaplar, şiirler, makaleler daha önce yazılmıştı bunca zaman geri çevrildi neden şimdi değerli oldular” diye sorar. Bu durum hayli kafasını yorunca artık kazandığı paradan, kazandığı şöhretten mutluluk duymamaya başlar. Sadece ün kazandığı için değerli görülmesi, eskiden yüzüne bakılmayan yazılarından hayranlıkla bahsedilmesi, net cevabı veren tüm kuruluşların peşinde koşması hepsini yapmacık bulur ve istediği mutluluğu yakalayamaz. ''Martin’de içkin olan güzellik ve güç, onu baş tacı edip kitaplarını alan yüz binlere hiçbir şey ifade etmiyordu. Martin günün modasıydı; tanrıların onaylayıcı bakışları altında Parnassos’u yerle bir eden maceracıydı. Brissenden’in ‘Fani’sinin üzerine atlayıp paramparça eden ve şimdi aynı kabalık ve anlayışsızlıkla Martin’in yazdıklarını okuyan o yüz binler, o kurt sürüsü ise bu kez ısırmak yerine kuyruk sallayarak onu başlarına taç ediyordu. Kuyruk ya da diş, tamamen şans eseriydi. Oysa Martin’in kesin olarak bildiği tek gerçek vardı: ‘Fani’, kendisinin yaptığı her şeyden sınırsız kere daha üstündü.” Martin bu sahteliğe ve statüye göre değer görme durumundan rahatsızlığından dolayı sadece kendisini o olduğu için değerli görenlerden vazgeçmemiş onlara gerekli desteği sağlamış ve onlarla alakadar olmuştur. İnsanlar ne olurlarsa olsunlar, hangi bilgiye ya da derinliğe sahip olurlarsa olsunlar üst sınıf değilse değer görmüyor, vasıfsız olanlar ise sadece güçlü ve varlıklı oldugundan ötürü değer görüyor yaklaşımını eleştirmiş ve insanların her şeyi güçlülerin eline bırakıp köle gibi çalışıp karın tokluğuna çalışmayı kabul etmiş, bunu yadsımış olmalarına karsı tavrını net bir şekilde dile getirmiştir. Statüye göre davranış günümüzün de kanayan yarasıdır. Sonunda ise, artık denizden geldiği gibi kendini denize bırakmıştır. Kitabın okunmasını isterim, Jack London'un kaygısının anlaşılmasını, London'un hayatının önce okunup sonra kitaba geçilmesini tavsiye ederim. Kitaptan sonra filmini izlemekte büyük keyif verecektir. Bitiş alıntımı eklemeden edemedim. ''Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his. Hayatın Martin’e vurduğu son darbeydi.'' Sağlıkla..
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
·
334 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.