İSLAMIN DİRİLİŞİ
Sezai Karakoç'tan ilk okuduğum kitaptı. Daha önce neden kitaplarını okumadığımı sorguluyorum ki farklı bakış açıları sunuyor oldukça kıymetli. Yalnız yazardan okuyacağım ilk kitabı başka bir tane olmalıydı diye düşünmeden edemiyorum.
Kaybolmaya başlayan İslam değerlerinin yeniden canlandırılması üzerine kaleme alınmış kitap. Dinin insanlar, gelenek ve görenekler, yaşam tarzı, savaşlar, siyaset ve politika hatta bir çok kişinin es geçtiği teknoloji üzerinde dahi etkileri asla yadsınamaz. Yazarsa bunun gücünün oldukça farkında ki kendi hayat felsefesine göre desteklediği bu görüşe özellikle yönelmek istemiş.
Diyor ki Karakoç :"Bugün şiir ve edebiyata giren yarın hayata girecektir." nasıl güzel ve yerinde bir tespit. Ne kadar çok okuyan bir toplum olmasak da metinlerin ve filmlerin hayat tarzımızı şekillendirmekteki etkisinin altını çizmesi çok hoşuma gitti.
Dil üzerine özellikle durduğu bir bölüm vardı ki yazarın Latin harfleri ve eski yazı ile ilgili kısım. Latin harflerinin gerekliliği tartışmaya bile açık bir konu değil ki o çağın gerekliliklerinin en büyüklerinden biriydi bence de. Atlanan kısım ise yazarın da belirttiği gibi geçmişinin verdiği eserleri okuyamayan bir yeni neslin ne kadar ilerleyebileceğinden bahsetmesi. Yenilikler hayatın gereklilikleri, sonuna kadar arkasındayım bunun lakin bazı kendi gerçekliklerimizi de es geçmeden tepeden inme yerine entegre ederek yaptığımız sürece. Dil öyle bir güç ki çağdan geri kalmadan köklerinin verdiği eserleri de anlayabiliyor olma şansını sunmalı insana.
" Eşyaya olduğu kadar insana ve toplumlara doğru da derinleş. Öyle derin ol ki, sendeki çekim gücü, eşya ve insanı bir vehim dünyasının buğuları gibi senin sularına çeksin..." İslamım dirilişi üzerine yaptığı bu alıntı beni en çok etkileyen kısımdı. Senin sürekli bir şeyleri alatmana gerek kalmadan öyle bir kendin ve inanışlarınla bütünleş ki insanlar sen de görsün gerçeklik ve hakikati, sen dilini bile kıpırdatmadan lisanı hal ile göster dininin güzelliğini. Sanırım kaçırdığımız en büyük kayıp da bu olsa gerek.
Hoşuma gitmeyen kısım ise farklı inançların hoş olmayan bir uslupla ötekileştirilip yerilmesi oldu. Adı üstünde inanç bu herkes kendi benliğiyle bütünleştiğini ve huzurlu olduğunu hissettiği şeye inanmakla en doğru olanı yapıyor. İnançlar söz konusu olduğunda yermek yerden yere vurmak hiç tasvip etmediğim kısım.
Bu arada dostlar kitap sadece 68 sayfa ve neler neler yazdım ben öyleFikrine katılın ya da katılmayın okurken çok da tatmin olmasam da şu an bu cümleleri yazarken görüyorum ki yazar nasıl kıymetli bir eser vermiş ki sayfa sayısı bu kadar az olmasına rağmen üzerine konuşulacak bu kadar çok şeyi biriktirmişim. Yazardan farklı alanlara ait görüşlerini içeren kitaplarını okumaya devam o zaman