Kitabın konusuna hiç girmeyeceğim. Zira daha önemli şeyler var anlattıklarında. Bedeni ve kimliği ile sorunları olan/oldurulan bir çocuk söz konusu. Ahmed ya da Zehra.
Aslında konuya girmeden ya da konudan bir şeyler anlatmadan bu sorunları anlatmak kolay değil. Bu yüzden kitabın konusunu şmyle bir iki cümle ile anlatabilirim.
Ahmed/Zehra. Yedi kızkardeşten sonra erkek olması beklenen ama erkek doğmayacağı anlaşılan sejizinci çocuktur. Ahmed/Zehra'nın babası toplumsal itibarını, mirasını korumak için sekizinci çocuğunu erkek olarak tanıtır herkese ve öyle büyümesini sağlar. Ahmed/Zehra, bu baskı ile büyürken başlar tüm sorunları.
Müslüman coğrafyasında, Kuzey Afrika'da din ve ahlak anlayılına bir eleştiridir Kum Çocuk. Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü, cinsel bir obje olarak hafızalarda yer edinen, doğmasının bile günah sayıldığı, neredeyse insan olarak bile görülmediği bir kültürün, geleneğinden gelir bu coğrafyanın insanları. Bu gelenek zihniyetini taşıyan bir coğrafyada kız çocuğu olarak doğmak hele ki büyüyebilmek büyük iştir, şanstır.
Ahmed/Zehra, erkek olarak büyütülürken kendi bedeninin keşfini tek başına kaldığı zamanlarda öğrenecektir. Bu keşfinden sonra Ahmed/Zehra kadın bedeni ile erkek bedeninşn mücaselesini vermeye başlar. Hayatını hangisi ile devam ettirecektir.
Kum Çocuk kitabı Ahmed/Zehra'nın yaşam öyküsünü başka birinin bulduğu günceden anlatmaya çalışır. Bu anlatı kitapta bir yerden sonra kesilir ve tahmini olarak devam ettirilmeye çalışılır. Bu tahminlerde Ahmed/Zehra, türlü türlü geleceğe sahiptir. Kimi zaman bir fahişe kimi zaman bir ermiş.
Kitabın anlatımının, olayların gidişatının anlam verilemediği yerleri var ki bunlardan biri Ahmed/Zehra'nın cinsiyetinin nasıl gizlenebildiğidir.
Kitabın devamı olan Kutsal Gece, umarım daha iyi bir sona ulaştırır.