Mel

@Mel5
Puan vermedi·348 syf.··
2022 60. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2022 21:58
Ferdinand de Saussure’ün derlenen bu eseri, 19.yüzyılda dil anlayışını kökten değiştirmiştir. Saussure’ün direkt yazdığı bir eser değil. Cenevre Üniversitesi’nde vermiş olduğu derslerdeki bilgileri not alan iki öğrencisi daha sonra derleyerek, Saussure adına yayınlamıştır. Dilbilim ile ilgili okuyacağınız hemen hemen her eserin içinde bu eserden alıntılar veya bu esere karşı göndermeli fikirleri göreceksiniz. O yüzden, Dilbilim ile alakalı okumalar yapacak olanların ilk olarak bu kitabı okuyarak ilerlemesini tavsiye ederim.  Dil olgularının üç evreden geçtiğini söyler; ilk evre , Eski Yunanlıların başlattığı ve Fransızların devam ettirdiği, doğru biçimleri, yanlış biçimlerden ayıracak kurallar koymayı amaçlayan süreçler.  İkinci evre, Betikbilimin ortaya çıkmasından bahseder ve bu bilimle ilgili İskenderiye’de bir okul olduğunu da belirtir. Üçüncü evre olarak da, dillerin birbirleriyle karşılaştırılabileceği anlaşılınca karşılaştırmacı betikbilimin doğduğunu ifade eder. Olguyu ne biçimde ele alırsak alalım, dil olayının her zaman iki yüzü olduğunu belirtir. Yani dil yetisinin hem bireysel bir yanı, hem de toplumsal bir yanı vardır. Bunların biri olmadan diğerinin düşünülemeyeceğini söyler. Dil yetisi her an yerleşik bir dizgeyle bir evrim içerir, hem çoğalan bir kurumdur, hem de her an geçmişin bir  ürünüdür. O halde der Saussure; dilin yetisi sese, ses örgenlerine, işitim izlenimlerine, düşünceye, bireye, topluma ve yerleşik dizgeyi oluşturmaya bağlıdır. Dil yetisinde birçok alan açılır: Hem fiziksel, fizyolojik ve anlıksal niteliklidir, hem de bireysel ve toplumsal özelliklidir. Dil bir sözleşme, bir uzlaşımdır ve üstünde anlaşmaya varılan göstergenin öz niteliği önemsizdir deyip, dilin niteliklerini detaylıca özetler. Kavramla işitim imgesinin birleşimine gösterge diyor.  Dil göstergesi ile bir nesnenin bir adı birleştirmediğini, bir kavramın, bir işitim imgesi ile birleştiğini belirtir. İşitim imgesi, salt fiziksel öz ses değil, sesin anlıksal izidir der. Bu durum duygularımızın tanıklığı yolu ile bizde oluşan tasarımıdır. Yani bu imge duyumsaldır. Bu durumu kendi dil yetimizi gözlemlediğimizde de görebileceğimizi savunur. Dil göstergesinin başlıca iki özelliği olduğunu belirtir. Bunlar; Göstergenin Nedensizliği ve  Göstergenin Çizgiselliği. Bu iki özelliği detaylıca açar.  Göstergenin Değişmezliğini şöyle izah eder " Gösteren, belirttiği kavram açısından özgür bir seçim olmakla birlikte, kendisini kullanan dilsel topluluk bakımından özgür değildir, zorunlu olarak benimsenmiştir. Bu konuda topluma görüşü sorulmaz, dilin seçtiği gösteren yerine bir başkası kullanılamaz. Temelinde bir çelişki bulunduğu izlenimi uyandıran bu olgu zorunlu seçim diye adlandırılabilir. Dile; “Seçiniz!” denir, ama hemen arkasından eklenir: “Bu gösterge seçilecek, başkası değil.” Birey istese de, yapılan seçimi hiçbir yönden değiştiremez. Yalnız birey mi? Toplum da bir tek sözcük üstünde bile egemenliğini yürütemez; dil nasılsa ona öylece bağımlı kalır. Onun için dili artık kuru bir sözleşmeye benzetemeyiz. Dil göstergesinin incelenmesi de özellikle bu yönden ilginçtir. Çünkü bir toplumda benimsenmiş bir yasanın özgürce onanmış bir kural olmayıp zorunlu nitelik taşıdığı tanıtlanmak istenirse, bunun bize en parlak kanıtını dil sunar. Hangi dönemi ele alırsak alalım, ne denli gerilere uzanırsak uzanalım, dil her zaman bir önceki çağın kalıtı olarak karşımıza çıkar. Gerçekten de dil eski kuşakların aktardığı ve olduğu gibi benimsenmesi gereken bir üründür. Ama dilin bir kalıt olduğunu söylemekle yetinirsek, hiçbir şeyi açıklayamayız." Göstergenin Değişebilirliğini ise; “Dilin sürekliliğini sağlayan zamanın görünüşte değişmezlikle çelişen bir etkisi daha vardır, o da dil göstergelerini değişime uğratmasıdır: Bazen daha hızlı, bazen daha yavaş. Bir bakıma, göstergenin değişmez olduğu da söylenebilir değişebilir olduğu da” olduğunu belirtir. Dilbilimciler Saussure’ü bu görüşlerinden dolayı tutarsızlıkla suçlamışlar. Ancak Saussure’ün vurgulamak istediği şey; dilin bireyler tarafından değiştirilemeyeceği. Dil değişir ama bireyler değiştiremez, zaman içinde form değiştirir. Şöyle özetler " Gösterge bozulma eğilimindedir, çünkü sürüp gider. Ama her bozulmada eski gereç gene yerinde kalır, geçmişten kopuş görecedir. İşte bundan ötürü de bozulma ilkesi süreklilik ilkesine dayanır. Zaman içinde bozulma değişik biçimlere bürünür. Bunların her biri önemli bir dilbilim bölümü oluşturabilir.  Dil zaman içinde ama konuşan topluluk dışında ele alınsa –herkesten uzakta, yüzyıllar boyunca yaşayan bir birey bulunduğunu varsayalım-, belki hiçbir bozulma olayıyla karşılaşılmaz; zaman dili etkilemez. Tersine konuşan topluluk zaman dışında ele alınsa, bu kez de toplumsal güçlerin dil üstündeki etkisi görülmez. Bu durumda dil özgür değildir. Çünkü zaman, toplumsal güçlerin dil üstündeki etkilerini geliştirmelerine olanak sağlar. Böylece özgürlüğü ortadan kaldıran süreklilik ilkesine varılır. Ne var ki süreklilik de zorunlu olarak bağıntıların bozulmasını, şu ya da bu oranda değişmesini içerir” Eser çok zor bir konu ve içeriğe sahip. Dilbilim alanınız değilse ve sadece ilgi olarak okuyorsanız çok da etkin bir algılama beklemeyin. İçeriğinde verilen örnek kelimeler Fransızca ve Latince olunca zorluğu ikiye katlanıyor. Olabildiğince anlaşılır ve geriye dönük anımsatıcı bir özet çıkarmaya çalıştım. Dilbilim okumaları yapacaksanız bu kitabı muhakkak okumanız gerekiyor.
Genel Dilbilim DersleriFerdinand de Saussure · Multilingual · 199840 okunma
·
203 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.