Puan vermedi·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Haziran 2022 18:19 Dorian Gray yaşadığı zamanın en yakışıklı adamlarından biridir. Yakışıklı oluşu kendisine aşık olan ressam arkadaşı Basil Hallward' ın modeli olur, onun en iyi resimlerini ortaya çıkarmasında başrol oynar. Ancak bir gün Dorian Gray'in hedonist Lord Henry ile tanışmasından sonra her şey değişir. Basil'in çizdiği bir resime lanet okumasıyla hayatı da değişir. Dorian Gray insanın vicdanının yavaş yavaş nasıl çürüdüğünün bir örneği. İnsan ilk yaptığı günahı büyük bir korkuyla karşılar. Belki de bir daha yapmayacağına yeminler eder. Ama bu işin zevkini bir kez almışsa onu yapmak asla aklından çıkmaz. Ve o şeyi bir kez daha, iki kez daha yaptıkça duyulan vicdan azabı gittikçe yok olur. Bu güzel duygunun sonu yokmuş gibi yapmaya devam eder. Ancak bir gün yaptıklarının sonuçlarıyla baş başa kalınca, o vicdan azabı geri gelince bundan kurtulmak için bu sefer de unutmayı tercih eder. Ne zaman ki işler geri dönülmez bir hal alır, işte o zaman kafasına dank eder, pişman olur. Ve bu sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldığında ne yapacağını bilemez bir durumda olur. Bu sorumluluğu üstlenmenin ne anlama geldiğinin farkındadır çünkü. Gerekli cezalar uygulamaya geçecektir gerek toplum tarafından, gerek yasalar tarafından, gerek vicdan azabı olarak.
Tutkular, her zaman bize ilk aldığımız hazzı vermezler. İnsan aynı duyguyu ne kadar yaşarsa ona karşı o kadar doyumsuzlaşır, o değer verdiği duygu artık ona yetmez olur. Vicdanına karşı da duyarsızlaşır. Kitabımızda da öyle oluyor; insanların hayalleriyle oynamak, insan öldürmek bile bir süre sonra sıradan bir şeymiş gibi gelmektedir.
Açıkçası hikayede kafamı karıştıran bir şey vardı: Dorian Gray, Henry ile tanışana dek hazcı tarafı ortada yok. Çok kibirli de değil okuduğum kadarıyla. Ancak Henry'nin bu adamı bir anda kendine çekebilmesi için altta yatan bir şey olmalı diye düşünüyorum. Ya da belki her insana ilk duyduğunda bu şeyler mantıklı gelmektedir kim bilir?
Aslında böyle tuhaf bir yazı yazmak için etim ne budum ne? Sanki dersiniz hepsini yaşamışım acılarını çekmişim ders veriyorum. Sadece bazı şeylerin neden yanlış neden doğru olduğunu sorguladığım sıralarda karşıma hedonist bakışı gösteren bir kitap çıkınca heyecanlandım ve sadece içimi dökme ihtiyacı hissettim. Normalde iyice cümlelere falan bakarım saçmalamış mıyım diye ama en kötüsünün de bulunması gerekir sanırım yoksa ilerlediğimi nasıl fark ederim? Kusuruma bakmazsınız artık..