"Bu önsöz bütün kitaplarımın ve bu üç örnek öykünün önsözüdür." der Unamuno bu öykü kitabı için... Varoluşçu, felsefik ve kalıplara takılmayan bir İspanyol yazardır. Bu kitap için yazdığı üç öykünün ardından, önsözünü yazar. Bu önsöz de yazar için bir öyküdür ve hatta onu "öykülerin öyküsü" şeklinde niteler. Okuyucuyla samimi bir sohbet havasında yazmıştır bu çok önem verdiği önsözünü... Onun için bu eserdeki öyküler, yaşamdan ve gerçeklikten örnek verdiği anekdotlardır. Acı çekenler, savaşıp mücadele edenler, kalbini kötülükle boyayanlar, namus adı altında geçinenler, ümit ve beklentiler, saf ve masum insanların başına gelenler yazar Unamuno'nun en çok üzerinde durduğu detaylardır. Bu detayları gerçek hayatın içinden sayarken bu kitabına da fazlasıyla yansıttığını görürüz. Şahsen okurken çoğu noktada bir İspanyol pembe dizisi izliyorum sandım. Net bir şekilde bolca entrika ve kaos siz okurları bekliyor. Unamuno'nun bu hikayelerinde, güçlü ve ana karakterler kadınlardır. İstediklerini almak için savaşarak, erkeklerini manipüle ederek varlıklarını hissettirirler, erkekler daha ikinci planda kalmış. Üzerinde duracağım son konu ise, Unamuno'nun üslubunun İngiliz üstad William Shakespeare ile benzerlikler taşıması... Metinlerin coşkusu, gerginliği ve tiyatralliği bana bu çıkarımı düşündürdü.
Adından da görebileceğimiz üzere kitap, üç öyküden oluşuyor. İlk hikaye olan "İki Anne"de, dul ve çocuğu olmayan Raquel ile ona aşık olan ve kadınla evlenerek bir çocuk evlat edinmek isteyen Don Juan'ın hikayesine çekiliyoruz. Raquel, Don Juan'ın bu isteğine karşı; bunun yerine sevdiği adamın ona bulacağı bir kadınla evlenmesini, o kadını hamile bırakmasını vurguluyor. Böylelikle bu ilişkiden doğacak çocuk, Raquel'e verilecek ve Raquel anneliği tadacaktır. Bu durum için de dul kadının belirlediği aday, Don Juan'ın çocukluk arkadaşı Berta'dır. Raquel'in uygulamaya koyduğu planları okurken, kanınızın donduğunu hissedeceksiniz. "Lumbria Markisi'nde iki kızı ve ikinci karısıyla dillere destan bir malikanede yaşayan Lumbria Markisi Don Rodrigo Suarez'in hayatına konuk oluyoruz. Malikanede bir süre sonra markilik savaşı yaşanmaya başlarken, ailenin iki kız kardeşinin farklı davranışlarıyla yine kanımızda bir çekilme hissediyoruz. Son hikayemiz olan "Gerçek Bir Erkek"te Renada kentinde yaşayan, tanrısal bir güzelliği olan ama kısmetsizliği peşini bırakmayan Julia'ya odaklanıyoruz. Babası, ekonomik açıdan rahatlamak için kızının evliliğine bir sermaye olarak bakmaktadır. Julia, bu konuda çok acı çekerken inat uğruna önüne çıkan ilk aşığa olumlu yanıt verir ve kendini satılmaktan kurtulmak için sürekli yeni bir sevgiliye gönül verirken bulur. Alejandro Gomez adlı toprak zengininin gelişiyle işler değişir, Julia bu adama satılmıştır. Gomez'in hedefi, İspanya'nın en güzel kızıyla evlenmektir. Evliliklerinde Gomez soğuk olan, Julia da sürekli kocasının sevgisini sorgulayan karakterler olarak ön plana çıkar. Sağlam akıl oyunlarıyla devam eden evlilik, Julia'nın istediği yönde bir sürprize çeker bizi...