9/10
·125 syf.··
2022 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2022 17:37
Yazarın okuduğum ilk kitabı, dilini ve üzerinde durduğu hisleri anlatışındaki özeni ve özgünlüğü çok sevdim. Kitap 5 öyküden oluşuyor. Hepsi kendi içinde etki bıraksa da benim için en güzelleri “Görüşürüz” ve “Kız Kardeşim Handan” öyküleri oldu. Ama aslında tüm öykülerin ortak noktaları var yazar bunu betimlemelerinde daha da bariz bir şekilde ortaya koymuş. Hüzün, özlem, vedalaşma, veda edememe, kendini arama, gün yüzüne çıkarmaya cesaret edemeyip bastırdığımız duygular, aile ve yakınlık konuları-duyguları bunlardan bazıları. Benzer cümlelerini de farklı öykülerinde kullanması dikkatimi çekti. Birini kaybettiğinde ya da ona veda ettiğinde onu özlemenin dışında, onun yanındaki olduğu kendisini özlediğini söylüyordu yazar. Çok etkiledi bu bakış açısı beni, aslında benlik algısını kazandığımız zamandan beri sanki tek bir kişi gibi davrandığımızı düşünürüz. Oysa tanıdık bildik ve çok sevdiğimiz birinin yanında oluşturduğumuz “ben” çok daha başka. O yüzden insan böyle durumlarda belki de karşısındakinden öte kendi halini özlüyor. Cünkü zamanla onun yanındaki kendisini de kaybetmiş olacak.. Aile kavramı üzerine kullandığı örneklemeler de çokça samimi geldi bana. Örneğin “ Ailemizin aynı çatı altında kenetleyen şey eşyaydı sanki; tek sandalyesini kullanmadığımız dört kişilik yemek masamızdı, odalarımızı birbirine bağlayan koridorlardı, yüzümüzü birbirimizin ıslaklığına kuruladığımız havluydu, paltolarımızı birbirine sarılma mesafesinde muhafaza eden portmanto, çamaşırlarımızı birbirimizin kirli sularında döndürüp duran çamaşır makinesi.” Burada birbirinden bağları kopmaya yüz tutan bir ailenin kendilerinden habersizce kurdukları aile bağını betimliyor yazar. Okurken insan hüzünleniyor, basit ve sıradan şeylerin aslında bütüne olan etkisini düşünüyor. En sevdiğim öyküde ise yazarın babasıyla vedalaşamıyor ve yıllarca bunu zihninde ertelese de kendisiyle yüzleşmesi gerektiğinin farkında. Şöyle diyor; “ Baba görüşürüz dedim en son dokuz sonbahar, dokuz ilkbahar önce bir yaz gecesi. Bazı kışlar cok soguk geçti. Ağaçlar büyüdü. Göller kurudu. Bazı akarsular dökülmekten vazgeçti. Bir sürü hayvan türü yol oldu . Yenileri keşfedildi. Saçlarım defalarca uzadı, hayatımdaki mutsuz manevralardan nasibini alarak aniden defalarca kısaldı. Alnım kırıştı. Milyonlarca beyin hücrem öldü. Eğitim sistemi altı kere falan değişti. Otuz kere sandığa gidildi. Aşklarından ölüp biten ablamla eniştem bile boşandı. Bizse hiç görüşemedik babamla.” Yıllar yılları devirip, her şey kendi akışında ilerlese de eksik şeyler bir şekilde yaralıyor insanı tıpkı bu yazıda olduğu gibi. Her bir öykü için çok şey konuşulur bence, cünkü duygu dünyalarını öyle içten anlatmış ki yazar, hiç zor olmadı bu yüzden onları anlamak , hissetmek. Yazarın diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım, herkesin beğenip çabucak okuyabileceği bir kitap :)
Nohut OdaMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 201810,5bin okunma
·
76 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.