Uzun bir süredir istemsizce ara verdiğim kitap okuma serisine umarım bu kitapla yeniden başlamışımdır. Küçük bir uyarı, Bu incelemeyi huysuz emekli albay bakış açısıyla yazdım.
Çehovun dört kısa hikayesini birleştirip kitap diye basmışlar. Ben aslında cem yayınevinin 8 ciltlik Çehov tüm eserlerini almıştım da onu okumak nasip olmadı daha. Neyse bunları geçelim.
-Nişanlı-
İki hikaye var birisi Nişanlı. Aslında konu basit, köylü durumu iyi bir aile var. Bunların torunu olan kız bir de ölen fakir komşunun fakir çocuğunun sahiplenilmesi, bakılması durumu var. Bu fakir çocuğu babaanne şehire gönderip okutuyor, büyütüyor. Bu fakir elemanda ara ara köye dönüp kafa dinliyor. Bu sırada da köyde yaşayanları aslında burdan gitmek lazım, köy hayatı çekilecek dert değil. Burda bir şey yaptığımız yok, hayat çok sıkıcı filan diye darlıyor. Evdeki en küçük kız –babaannenin torunu- bu elemanın söylediklerinden etkileniyor. Tam evleneceği sıra, bu paspasla şehire kaçıyorlar. Sonra işte kız okuyor büyüyor, medeniyetle tanışıyor. Birlikte kaçtıkları paspas veremden ölüyor. Kız da bu çocuğa minnettar kalıyor. Hikaye bu.
Bir ara şey videosu vardı belki izleyenler bilir, “sen cumhurbaşkanı mısın, tarih uzmanı mısın, seni kim ikna etti, niye ikna etti, sen nasıl ikna oldun” diye devam eden komikli video. Burada da çehova sormak lazım, seni bu hikayeyi yazmak için kim ikna etti, niye ikna etti, sen nasıl ikna oldun?
-Maske-
Burada da anlatılan hikaye şöyle. Maske takmış (öyle sanıyorum ki bu maske sadece gözleri kapayan bu yabancıların taktığı maskeler gibi bir maske) bir şehir eşkıyası, orman adamı kılıklı bir herif bir gün şehir kütüphanesindeki okuma salonuna yanında iki güzel kadınla ayağını vurup girer. Orada efendi efendi efendi kitabını gazetesini okuyan insanlara salça olur, onlarla dalga geçer, atar tutar. Sonra rahatsız olan insanlar kütüphane güvenliğini polisi filan çağırırlar. Bu maganda onları da iplemez, tutanaklar filan tutulur tam götürülecek artık adam maskesini çıkarır. Anlaşılır ki adam bölgenin ünlü fabrikatör zengin kalpador heriflerinden birisi. Herkes yaptığına pişman olur. Adama tekrar yaranmaya çalışırlar filan. Özetle saçma sapan bir hikaye.
-Suikastçi-
İsmiyle bu kadar alakasız bir hikaye daha sevgili yazarımız çehovdan geliyor. Neymiş efendim köylüler, köylerinden geçen rayların somunlarını ara ara söküp bunları balık tutmak için kullanıyormuş. Nihayetinde birisi yakayı ele vermiş, ve mahkemeye çıkarılmış. Hakim sormuş, kızım seni bu adam mı kaçırdı? E evet hakim bey. Mahalleyi de bu adam mı yaktı? E evet hakim bey. Bir dk bu başka hikayeydi ) Neyse işte hakim bunu sorguya alıyor, işte nasıl yaptın niye yaptın vs. Bu da işte o somunlarla balık tuttuğunu tuttuğu balıkların türlerini yaptığının yanlış olduğunu bilmediğini özellikle trenleri devirmek suretiyle halkın canına ve malına kasten zarar vermek istemediğini pişman olduğunu ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini söylüyor. Hakim diyor ki, alın şu şark kurnazı karaktersiz herifi gözümün önünden. Alıyorlar hikaye bitiyor. Efsane hikayelerde bugün
-İlkbahar-
Yalan olmasın bu hikayede neler yazdığını durumumuz olmadığı için okuyamadık. Başından, böyle biraz okuduğumdan anladığıma göre ilkbahar geldi, hava ne kadar güzel çiçek böcek bu arada da işte şunu tanır mıydınız, efendim bu kişi de böyledir onu geçin de şu adamın dibidir şeklinde köydeki insanları tanıtıyor. Çehovun bu hikayesine şöyle cevap veriyorum. Anqara, İstanbul, İzmir çok hojdir ema bena ne?
Özetle hikayeleri sevmesem de kurgusal açıdan çok da fena değil çünkü anlattığı şeyleri gözünüzün önünde canlandırabiliyorsunuz. Ama bu yorum da şey gibi oldu. Çok iyi bir insan ama işte. İyiyse cennete gitsin. Bu hikayeler de kurgusal açıdan iyi olabilir, Gel velev ki her şey de kurgu değil. Anlattığınız şey güzel değilse kurgunun bir önemi kalmıyor. Bu kadar yaptığım yoruma kulak asmayıp da okuma konusunda ısrarcı olursanız, bir iki kelam daha edebilirim gibime geliyor.
Hadi iyi okumalar.