Cüneyd-i Bağdâdî(rah) şu hadiseyi anlatır:
“Bağdat’ta bir yerde cenaze namazı kılmak İçin bekliyordum. O sırada bir fakir gördüm, üzerinde ibadet ehlinin alâmeti vardı, insanlardan bir şeyler dileniyordu; içimden kendi kendime, ‘Keşke şu adam kendisini dilenmekten kurtaracak bir iş yapsaydı, onun İçin daha güzel olurdu!’ diye düşündüm.
İşim bitince evime döndüm. Gece virdim vardı, onu bitirince uyudum. O fakir adamı, rüyamda gördüm; onu bir tepsi içinde uzatmışlardı bana, “Onun etini ye, sen onun gıybetini yaptın!” denildi. Durumu anladım ve ‘Ben dilimle onun gıybetini etmedim, sadece içimden geçirmiştim’ dedim. O zaman bana,
‘Sen kalbinden geçirmek şeklinde de olsa, kendisinden bu tür işlere razı olunmayacak kimselerdensin, git adamdan helallik iste’ denildi. Sabah olunca adamı aramaya başladım; onu, yıkama esnasında su içine düşen sebze yapraklarını toplarken gördüm, kendisine selâm verdim, bana künyemle hitap ederek,
‘Ey Ebü’l Kasım, bir daha böyle bir şey yapar mısın?’ diye sordu; ben, ‘Hayır, yapmam’ dedim. Bunun üzerine derviş, “Allah bizi ve seni affetsin’ dedi.”
.
Sayfa 238 - Semerkand, 2006, Tercüme: Dilaver Selvi·Kitabı okudu