Görünmeyenin üç uzun tırnağı teninde gezinmeye başladığında aniden yerinden sıçradı. Ancak tüylerinin ürpermesine neden olanı göremedi, sızılı çizikleri dışında. Görünmeyenle savaşamazdı. Ta ki o, kapıyı çalıp kendisini gösterene dek…
.
“Korkmuyorum!” diye attığı çığlık odada yankılandı. Ama biliyordu ki korkusuz olmak değil, onu güce çevirmek bir yetenekti. O güçle de canı, cananı savunmalıydı üstelik bu kez ölümüne değil, yaşamına!
.
Yine göremediği ama sığınabileceği tek bir Varlık vardı ve unutma ki seni koruyacak Emir büyük olunca Gül’ün dikeni de batmaz, Defne’nin yaprağı da incinmez.
.
Kim korkar onlardan mı diyorsunuz? İşte size Nekre öyleyse. Hiç beklemediği yerden gelen görünmeyen güçlü bir varlık, yaşamını altüst etmekle kalmayıp bir de intikam peşine düşünce Gül'ün yaşadıkları hiç de azımsanamayacak boyutlara ulaşır. Oysa ne de yaşam dolu, sevecen, özveriliydi. Kızı için yapamayacağı yoktu. Peki, kendisi için?
.
Adım adım kararan bir yaşam için diğerleri neler yapabilir? Birine "Hep senin yanındayım." dediğinizde neleri göze alabilecek denli bu sözün arkasında durabilirsiniz? Size dokunan, acı veren, kafayı yedirten bir varlıktan nasıl yakanızı kim, nasıl kurtarabilir? Ya hepsinin son bulması için onunla yüzleşmen gerekirse ne yapacaksın?
.
Çiğdem Köroğlu'nun akıcı kaleminden psikolojik gerilim seven okurlara etkili bir betik: Nekre. Hızla ilerleyen satırlar bazen sizi durduracak, sonraki satırda neler olduğunu bilmek istemeyeceksiniz. Öte yandan bu kurgunun yaşanmış bir olay olduğunu söylersem ne dersiniz? İşin etkileme seviyesini oldukça artırıyor. Ben de okurken "Ben olsam neler yapabilirdim?" diye düşündüm. Bazen bildiğin duaları okumak yetmeyebiliyor. Bir de destek alman gerekir. Eğer bulabilirsen...
.
Betikle esen kalın. Çiğdem Köroğlu