Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 19 Haziran 2022 19:28 Searle, ünlü Dil Bilimci John Langshaw Austin'in öğrencisidir. Hocasının dil teorisi olan Söz Edimini hem geliştirmiş, hem de eleştirmiştir. Bu kitaptan önce Austin'in eserini okumanızı tavsiye ederim.
Gündelik dilden hareketle dili incelemeye çalışan Searle, ağırlık merkezini söz edimleri üzerine kurmuştur. Dili çözme işinin gündelik dildeki kullanımı ile olabileceğini düşünür ve gündelik dile dair olan söz edimlerini kullanarak farklı yaklaşımlar sağlar. Wittgenstein’in aksine Searle, dile anlatmak istediğimiz şeyi anlatmamızı sağlayacak eklemeler yapmak her zaman imkân dahilindedir, bundan dolayı bir kişinin istemesine rağmen dile getiremeyeceği bir ifade ilkesel olarak mümkün değildir der. Dile getirilebilirlik ilkesidir bu.
Üç farklı edimde bulunduğumuzu belirtir; Sözceleme edimi, Önerme edimi, Edimsöz edimi. Bir cümle tek bir edimi veya birden fazla edimi karşılayabilir. Edimsöz edimleri oyunu kurallarla oynanan bir oyun olduğunu belirtir. Searle edimsöz edimleri oyununu oynadığımız kuralları açıklamak için iki tür kural arasında bir ayrıma gider. Bu ayrım, düzenleyici kurallar ve oluşturucu kurallar arasında yapılmış ayrımdır. Searle herhangi bir edimsöz ediminin hangi koşullar altında var olduğunu açıklamak için örnek olarak söz verme edimini kullanılır. Çünkü söz verme, kurallı ve açık bir edimdir. Söz verme ediminin hangi koşullar altında gerçekleştiğini göstermek için dokuz koşul sayar. Bu koşulların varyasyonlarını açarak detaylandırır.
Edimsöz edimlerini birbirlerinden ayırmamızı sağlayacak da en az on iki boyut sayar. Genişçe yer verdiği ise şu üç boyuttur ; Edimin ereğindeki farklılıklar, söz ile dünya arasındaki uydurma doğrultusundaki farklılıklar ve dışa vurulan ruhsal durumdaki farklılıklar. Örneğin birisine teşekkür ettiğimizde sözcelediğimiz edimsözün amacı memnuniyetimizi belirtmekken, rica ettiğimizde karşımızdakine bir şey yaptırmayı amaçlarız. Edimsöz edimleri de amaçladıkları şey açısından birbirlerinden farklılaşmaktadırlar. Söz ile dünya arasındaki uydurma doğrultusundaki farklılıklar ile kastedilen şey de edimsöz edimlerinin sözü dünyaya mı yoksa dünyayı söze mi uydurduklarıdır. Mesela, betimleme yaparken dünyayı söze uydururuz ama bir emir verdiğimizde veya ricada bulunduğumuzda sözü dünyaya uydurmuş oluruz der. Dışa vurulan ruhsal durumlar söz konusu olduğunda da edimsöz edimlerini birbirlerinden ayırmanın mümkün olduğunu düşünür. Farklı edimsöz edimleri farklı ruhsal durumların ifade edilmesini sağlar. Bir konuda kesinlemede bulunmak ile birine söz vermek örneklerine bakılırsa bu durum açık bir şekilde görülebilir. Söz vermede dışa vurulan ruhsal durum karşı taraf için bir şey yapma niyetidir; kesinleme yaptığımızda ise belli bir durum hakkındaki inancımızı dışa vurmaktır.
Searle’e göre bu üç boyut merkezde olmak üzere edimsöz edimlerinin beşe ayrıldığını berlirtir; kesinleyiciler, yönelticiler, sorumluluk yükleyiciler, dışavurucular ve beyanlar. Bunları da fazlasıyla detaylandırır.
Günlük dilde kullanılan, yaşamımıza tamamen pragmatiklik katan bu sözcelerin taşıdığı manaları tam olarak karşılayamadığımızı, aslında sözedimlerini pratiğe entegre edemediğimizi, sözcelerimiz ile pratikteki deneyimlerimizin tutarsızlığı, düşündüğümüz, söylediğimiz, anladığımız ve sergilediklerimizin özerkliği ve bizlerin tüm bu karmaşaya rağmen gündelik dilde iletişim kurabiliyor oluşu, işte insan olmanın dildeki hayret vericiliği.