·100 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2017 01:41 İvan İlyiç... Şatafatın, hırsın adamı, işine tutkun bir hukukçuydu. Aslında ilk başlarda fena da gitmiyordu hayatı. Herkes tarafından saygı duyulan bir gençti vakti zamanında. Sonra evlendi. Karısı da kendine âşıktı. Daha ne istesin! Ama o istedi. Makam, mevki, para istedi. Gün geçtikçe karısıyla araları bozuldu özel hayatından nefret eder hâle gelince iş hayatına yöneldi. Günün birinde para anlamında durumu iyiyken. Kendini kötü hissetmeye başladı. Etrafı da yavaş yavaş bunu farkeder oldu. Ve ardı arkası kesilmeyen doktor tedavileri derken gittikçe ölüme yaklaşıyordu. Etrafındakiler ona iki yüzlü davranıyormuş gibi geliyordu. Ona samimi gelen tek kişi uşağı Jerasimdi. Ve acılar katlanılmazken o hayatını sorguluyordu tıpkı bir yargıç gibi..
Aslında böyle bir özet geçmemeliydim belki, ama İvan nasıl anlatılır başka bilemiyorum. İç sesim onun çektiği acıları hak ettiğini söylüyor. Baş kısımda öldükten sonra arkadaşlarının, ailesinin onun arkasından ne kadar umursamaz davrandıklarını görünce kızmıştım. Ama İvan'ı tanıyınca onun da diğerlerinden farklı olmadığını gördüm. "Neden?" diyip duruyordu. Sevgisizlikten, samimiyetsizliktendi bence. Hem kendisi, hem etrafındakiler. Sonunda o da fark etti aradığı şeyin samimiyet olduğunu. Belki hasta olmadığı bir zamanda hor görebileceği köylü diyeceği uşağı son zamanlarında onun en büyük dostu olmuştu.
Hayat böyle işte.. Bazen hor gördüklerine muhtaç kalıyorsun. Toprağın bol olsun İvan Efendiii!