·516 syf.····Okunma: 25 Haziran 2022 00:38 Highbury köyünde yaşayan ve köklü, asil bir aileye mensup olmasıyla övünen Emma'nın sınıf farklılıklarını temel alan başarısız çöpçatanlık girişimlerini konu alan karakterle aynı isimli bu kitabı okudukça Emma'nın gözü körlüğüne hayret etmemek elde değil. Aslında çöpçatanlığı hiçbir müdahalede bulunmadan daha iyi becerebilecek olan Emma yersiz çöpçatanlık girişimleriyle hem kendi hem de çevresindeki insanların huzurunu kaçırmakta, vadettiği mutluluğu kendi elleriyle yerle bir etmektedir. Emma'nın bu yersiz girişimlerinin sayıca fazla olmasına ve nitelik olarak da büyük tehlike arzetmesine rağmen, roman Jane Austen' ın masal havası mutluluğunu taşımaktadır ki bu da fazla iyimser bir bakış açısı sergilemektedir. Gönül isterdi ki gerçek hayat da Jane Austen'ının kaleminden yazılsaydı; muhtelemen hayatından (özellikle de aşk hayatından) memnun olmayan, aile saadetini tatmayan tek bir insan bile bulunamazdı.
Roman, içerik bakımından, genel olarak Highbury köyü sakinlerinin günlük yaşamlarını oluşturan olayların dedikodu şeklinde aktarılmasına aracılık etmekte, günlük yaşamın sıradanlığının ne kadar abartıldığının örneğini teşkil etmektedir, bu sebepten dolayı romanı okudukça kendime neden bahsi geçen insanların beni pek de ilgilendirmeyen ve bu insanların hayatlarından pek çok hususi ayrıntı içeren sohbetlerine tanıklık etmek için bu kadar çaba sarf ettiğimi sorup durdum, hele ki kendi hayatımdaki diyaloglara bile tahammül edemezken, fakat dedikodunun yapısından olsa gerek kitabı okurken çok da sıkılmadım üstelik romanın sonunu epey öncesinden tahmin edip haklı çıkmama rağmen, umarım romanda bahsi geçen şanslı aşıklardan olma ihtimalinin ne kadar düşük olduğuna dair düşüncelerim kitabın sonuna dair yaptığım yerinde tahminle aynı kaderi paylaşmaz. Olayların yavaş ilerlemesi ise kitabı okurken yer yer kopuklukların yaşanmasına sebep olsa da klasikleri okuma alışkanlığı olanların kitabı bitirmekte hiç de sıkıntı yaşamayacağını belirtmek isterim.