Hakkari'nin konum açısından dağlık bir bölgede kalması sonucu oluşan; zor iklim şartları, İnsanların çaresizliğini, makamların vurdumduymazlığını, , eğitim yetersizliği, sağlık hizmetleri, salgın hastalıktan ölen bebekleri, yokluğu, yoksulluğu, çaresizliği kısacası insanın temel haklarından mahrum kalma zorluğunu anlatan bir kitap. İnsanların yaşadığı çaresizliği, sıkıntıyı, dil uyuşmazlığını, töre gibi bir çok konuyu barındırıyor. Ferid Edgü'ün burada çanak tuttuğu olay örgüsü dönemin bütün köy ve köylü durumunu kapsıyor.
Adından da anlaşıldığı gibi kitap, Hakkari'de bir köy okulunda adı ve nereden geldiği belli olmayan bir öğretmenin hikâyesini anlatılıyor. Denizci olduğunu var saydığımız lakin ıssız bir köyde öğretmen olan bu adamın hayatına geçiş yapıyoruz. Hakkari'nin bir köyüne demir atmak zorunda kalan bu öğretmen Önce dört duvar arasında sıraları sonra kara tahtayı koyup bir sınıf oluşturan öğretmenimiz öğrencileri için dünyanın yuvarlak, sayıların sonsuz, kelimelerin güçlü, anlamların önemli ve ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu; nasihatler, oyunlar, türküler ve doğru insan olabilmenin elimizde olduğunun gerçeğiyle sürüp gidiyor roman.
Kitabın içinde iki konu mevcut. Birincisi gündelik Pir Köyü sakinlerinin başından geçen olaylarken, ikincisi ise yazarın benliğini bulma çabası konu edilmiş.
Hiç oraya gitmesenizde sizi oralarda o soğukta gezdirip içinizi ürpertecek kadar gerçekçi bir şiirsel kitap bırakıyorum buraya
Akıcı dili, betimlemeleri verilmek istenen mesaj muazzam. Mutlaka okunmalı. Roman düz yazı, şiirsel anlatım ve notlar şeklinde ilerliyor kitap ayrıca kâh birinci şahıs anlatım, kâh üçüncü şahıs anlatım kâh monologlara yer vermiştir. Asla sıkmadı aksine daha çok içine çekti...