9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 20:37
Spoiler içerir! Bu kitap, okuduktan sonra beni derinden sarsan üçüncü kitap oldu. Martin Eden karakteri fikirleri, zaafları ve güçlü yönleriyle kanlı canlı. Ama bana içimizden birisi gibi hissettirmedi. Çünkü Martin kendisindeki cevherin farkında olan bir karakter ve bu cevheri bir heykeltıraş azmi, titizliğiyle yontuyor kitapta. Ben bu kitabın bir başarı hikayesini anlattığını düşünmüyorum. İlk defa bir kitap hakkında inceleme yazan ben, tüm cehaletimle nacizane görüşümü sunuyorum. Bir eser nasıl bu kadar düşünceyi bu kadar hisle yoğurarak aktarabilir anlayabilmiş değilim. Martin'in zaman geçtikçe artan yalnızlığı ve yavaşça solan aşkı, topluma ayak uyduramayışı ve tüm karşıtlığı sorgulayan bir birey olmasından kaynaklanıyor. Bizler okuduğumuz okullarda, ailemizde ve çevrenizde bize öğretilen her şeyi belki suçlu bir isyan içerisinde değerlendirsek bile boyun eğiyoruz. Ruth, benim gözümde bu kitaptaki en boyun eğmiş ve en hissiyatsız karakter. Ruth karakterinin hiçbir özgünlüğünün olmaması tabi ki de kendine ait fikrinin bulunmamasının sonucu. O kadar ki bu kız kendi kararını verdiği sözde aşk konusunda bile, bunun arkasında durabilecek güce ve olgunluğa sahip değil. Kendisine öğretilen - kitaptaki deyişle Burjuvazi ahlakı - her şeyin kölesi durumunda. Üstelik bu kalıplar onun için Martin'in kutsal saydığı aşktan daha kıymetli. Belirgin bir sınıf tanımının gündeme gelmediği günümüzde bile toplumun her alanında bu kabullenilmiş ve kalıplaşmış ahlak anlayışını bizler asla sorgulamayabiliyoruz. Martin Eden tam olarak bunu yapıyor. Onun için sadece toplum tarafından ezilmiş, dışlanmış kişileri ve işçi sınıfından insanları yakın ve kendisinden görebiliyor. Onlara hissettiği yakınlığa rağmen bu insanlar, onun olduğu kişiyi kucaklayamıyor. Martin hiçbir tarafa ait olmayan, bir kalıba kendini sığdıramayan birisi. Ben bunu kendinsine verdiği saygıya bağlıyorum. Ancak kendisine saygısı olan biri kendisinden beklenene uymak için kendine ait taraflarını kırpmaz. Açıkçası bu bence bir mücadele öyküsü de değil. Hayatımız boyunca arkasından koşup durduğumuz makam ve mevki hayallerinin ne kadar anlamsız olduğunu gösteriyor. Her şeye ulaştıktan sonra bile ulaştığımız şeyin aslında hiçbir şey olduğunu kafamıza vurarak anlatıyor. Martin'in asıl istediği hiçbir zaman makam ve mevki değildi. Bunların getireceği yükselmeyle aşkına ulaşacağını düşündü. Bu bir yanılsamaydı. Bu öykü ardını irdeleyip durduğunuz tüm ideallerin birer hayal kırıklığı olduğunu gösterecek sizlere. En koyu isteklerimiz dahi çoğu zaman bize ait değildir. Kabul edilmek ve sevilmek uğruna hayatımızı harcadığımız çok şey birilerine aittir, bize değil. Martin kimsenin beklentisini karşılamış biri değildir. Kendi bildiği yolda ilerler. Martin'in tek ve asıl başarısı "o kitapların yazılması" dır. Ve yine mutlu olduğu an ona ulaştığı an değil, kavuşmaya çalıştığı andır. Yolculuğun kendisidir keyifli olan. Her şeye rağmen umutsuz olmaya gerek yok. Sonuçta kitap size farklı şeyler anlatacak ve hissettirecek, kendiniz olma yolunda bir şeyler öğretecektir. Bu inceleme sizde kitaba dair nasıl bir izlenim bırakacak bilemem. Umarım kitabı okumaya karar vermişsinizdir ve okursunuz. Martin Eden kesinlikle okunmalı. Okuyacak herkese "iyi yolculuklar" diliyorum :)
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
·
116 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.