Bir köprü yapma işini üstüne alan mühendis, mümkün olan en hafif malzemeyi kullanarak en uzun köprüyü en düşük maliyetle nasıl inşa ederim diye soruyordu kendine. Bir demiryolu istasyonu yaparken, doğal ışıktan mümkün olduğu kadar çok faydalanmayı, buharın kimseye zarar vermeden yükselip dağılabileceği kadar yüksek tavanlı, her gün binlerce yolcuyu ağırlayabilecek kadar geniş bir yapı inşa etmeyi düşünüyordu en çok. Fabrikaların hantal makineleri rahatça içine alabilecek kadar büyük, buharlı gemilerin fırtınalı denizleri aşarak sabırsız yolcuların kargolarını tam zamanında yerine ulaştıracak sağlamlıkta ve hızda olmasına çalışıyordu.

Gizem Buse

@GizemBuseA
·
Mimaride güzellik tartışmalarına son veren, yeni kuşaktan mühendisler oldu. Mühendislik 18. yüzyılın sonuna doğru tanınıp kabul görmeye başlamıştı. Mühendisler kısa süre içinde Endüstri Devrimi'nin yeni binalarını inşa etme işini üstlendi. Demir, çelik, cam ve beton teknolojilerine hakim olan bu insanlar inşa ettikleri köprülerle, demiryolu hangarlarıyla, su kemerleriyle, doklarla herkesi şaşırtıp büyülüyordu. Ama bu yeteneklerinden daha ilginci, mühendislerin inşaata başlamadan önce kendilerine hangi üslubu temel alalım diye akıllarından bile geçirmeleriydi.
Sayfa 52·Kitabı okudu
·1 alıntı·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.