·296 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Haziran 2022 14:40 “Kitaplar mutluluğa açılan kapılardır. Yaşayamadığınız dünyaları tecrübe etmeniz için sunulan imkanlardır. Hiç bilmediğimiz hayatlara uzanan köprülerdir. Kitaplar güçtür, umuttur, ışıktır. Kitaplar ihtiyacınız olan her şeydir ve aşağılanmayı, alay edilmeyi hak etmezler.” (syf:7)
Son kitap yorumumda olduğu gibi bir tanımla başlamak istedim yazıma. Kitabın üstüne kurulu olduğu değerin yazar tarafından tanımını size en başta göstermeyi daha doğru buluyorum. En başında yazarın gözünden gördüğünüz tanım ile yorumu okursanız daha fazla kitap için yakınlık hissedebilirmişsiniz gibi.
Kitaptaki ‘kitap’ tanımına baktığımda şunu söyleyebilirim. Her okur için birçok anlamda gerçekçi ve alt satırında ‘Okuduğumuz her kitaba saygı duyulmalıdır.’ Mesajı verilmeye çalışılmış. Aslında çalışılmış demem doğru olmuyor. Daha doğrusu yazar direk bu mesajı okuyucuya her yerde açık veya gizli şekilde vermiştir. Ve bunu iyice kişinin bilinç altına işlemiştir.
Bence bu mesaj toplumuzdaki her okuyucu veya okuyucu olmayan insanların zihinlerinde olmalı ve bunu bir ömür boyu yaşatmalılar. Çünkü kimin hangi kitap türünün arkasına sığındığını, hangi kitap türü sayesinde kendini iyi hissettiğini, hangi kitap türü veya kitap sayesinde kendini keşfettiğini bilemeyiz. Ve her insan aynı olmadığı gibi bununda aynı olmasını zorla istemek biraz cahil zihniyeti gerektirdiğini düşünüyorum. Belki biraz ağır kaçıyor kullandığım bu iki kelime. Lakin durumu en iyi açıklayacak şeyin bu ikili kombinasyon olduğunu düşünüyorum ve tüm samimiyetim ile inanıyorum.
Az önce yazdığım paragrafı sizler ile paylaştıktan sonra kötü sözlere maruz kalabileceğimi ya da en basitinden Cemil Meriç Kozanla aynı düşünceye sahip insanlar ile karşılaşabileceğimi biliyorum. Eğer böyle bir durum içine girersem eğer bu olayın Ecrin Sezgin’i olmak isteyeceğim kesin bir yargıdır. Hayır, kitaptaki romantik kısımdan bahsetmiyorum. Ben Ecrin’in Meriç’e karşı klasikler dışındaki kitaplar nasıl savunduğu, onlarında kişiye iyi gelebileceğini yazdığı kısımdan bahsediyorum. Ben hikayenin bu kısmında olurum.
Ayrıca şunu söyleyebilirim; böyle bir durumda Ecrin’i idol alacğım. Ve en az Ecrin kadar saygılı ve istikrarlı bir şekilde olayı sonuca ulaştırmaya çalışacağım.
Hazır karakterlerimizden ufaktan bahsetmişken biraz daha içeriye doğru dalalım ve onların çok hoş bulduğum aşklarından bahsedeyim. Onların aşkının bana eski zamanlardaymış gibi hissettiren güncel bir ilişki olması harika bir şeydi. Mektuplaşmaları, birbirlerine hitap şekilleri... Ve bunun gibi aşırı güzel hissettiren bir çok şey. Bunlar beni fazlasıyla mutlu eden, mekan fark etmeksiniz okurken yüzümde tebessüm oluşmasını sağlayan şeyler oldu. Sadece benim değil okuyan bir çok kişinin yüzünde aynı tebessümün olacağına inanıyorum...
Bahsetmek istediğim bir detay daha var. Tanışma hikayesi. Meriç’in annesi ve babasının bir kitap sayesinde Limon Sahafta tanışmaları... Bu hikayeyi kitabın ortalarında öğrendiğimde dejavu yaşamıştım. Çünkü Meriç ve Ecrin de bu şekilde tanışıyorlar. Tek fark kitaplar. Bu olay için kısaca şunu söyleyebilirim; her iki durumda da kalbimin tam ortasından vuruldum.
Bir kitabın daha yorumunun sonuna geldiğimize göre kapanışı benim için kitabın her şeyi olan bir cümleyle yapmak istiyorum.
“Aramızdaki farkları belirleyen yetiştiğimiz koşullar değil. İlgi alanlarımız, tutkularımız, amaçlarımızdır.”
Uykucu Su Samuru sundu.
Allah’a emanet olun.