Kitabı okuyalı aylar olmasına rağmen yeni incelememin sebebi aslında kitapta anlatılanları şu an daha iyi kavramış olmamdır.
Kitapta özellikle dikkat çeken kısım tarihi aslında teori olarak ele alması. Zaten kitabın girişinden bitişine kadar okura bunu oldukça hissettiriyor. Bu genel olarak teorisyenlerin ve tarihçilerin ayrıldığı bir noktadır. Ancak bugün anlıyorum ki tarihi teoriden ayırmamak aslında olayları daha iyi şekilde kavramaya en iyi vesile olan unsurdur.
Kitap başından sonuna kadar bir bütün halinde Ortadoğu'nun kalbine hançer gibi saplanan Balfour Deklerasyonu'nu sade ve en anlaşılabilir şekilde ele alıyor.
Kitapta en ilgi çeken nokta ise her belgenin orijinal İngilizce nüshasının olması. Bu tarz kitaplarda insana en güven veren noktanın bu olduğunu fark ettim. Çünkü ortada çok fazla bilgi kirliliği ve inanmamaya meyilli okur olduğunu ve böylece sorununun ortadan kalktığını görüyoruz.
Kitabın en ukte bırakan noktası ise aslında çabucak bitmesi. Devam eden bir bölümde günümüzdeki sonuçlarına detaylı bir şekilde değinilse aslında çok daha eşsiz bir esere ulaşılabilirmiş. Ancak her haliyle biz Uluslararası İlişkiler ve Tarih ile ilgilenenlerin ilgisini çekecek, okuru sürükleyecek akıcı bir eserdir. Bugünkü anlamıyla bir Ortadoğu'yu tanımak isteyenler için tam anlamıyla bir başucu kitabı diyebilirim.