·172 syf.····Okunma: 11 Temmuz 2022 16:36 İncelememe "Mürebbiye" kelimesinin anlamıyla başlamak istiyorum. Kitaptaki mürebbiyemiz her ne kadar bu tanıma uymasa da, mürebbiye, bir evin çocuklarını eğitmekle görevlendirilmiş eğitimli kadınlara verilen isimdir.
Kitapta Mürebbiye yani Anjel Fransa'da bir seks işçisidir. Anjel bir gün hamile kalır ve çocuğu başka adamlara yamamaya kalkar fakat kimse ona inanmaz haliyle de Anjel bu emelinde başarısız olur. En sonunda çocuğu kendisi gibi seks işçisi olan annesine bırakır ve Rus bir adamla İstanbul'a gelir. Burada başka bir adamla yine kendini yakalatır ve Rus adam tarafından kapının önüne konur. Daha sonra kendini mürebbiye olarak tanıtır ve Dehri Efendi'nin konağında çocuklara Fransızca öğretmeye başlar. Anjele mürebbiyelik maaşı düşük gelir ve konaktaki Şemi'yi -Dehri Efendi'nin büyük oğlu-, Amca'yı - Dehri Efendi'nin kardeşi- yani iki bekarı ve Sadri'yi -damat- daha fazla para uğruna baştan çıkarır. Tabii bu durum evdeki karışıklıkların ve huzurlsuzlukların kaynağı olur. Daha sonra ise bu üç aşık birbirlerine kinlenir ve düşman olur. Birbirlerine türlü kötülükler ederler fakat en çok Şemi etkilenir ki kitabın sonundaki sürprizde de okuyanlar ne demek istediğimi anlarlar. Okuyacaklar içinde sondaki sürprizi bozmak istemiyorum.
Bana göre Hüseyin Rahmi Gürpınar burada psikolojik bir eleştiride bulunmuş çünkü kitaptaki bütün karakterler türlü ahlaksızlıklarda veya türlü hatalarda bulunmalarına rağmen bu kötülükleri kendilerine normal diğer her bir fert içinse inanılmaz bir ahlak suçu sayıyorlar. Bu eskiden de böyleymiş şimdi de böyle. Sanırım insan oğlu bu konuda asla değişmemiş hepimiz en çok kendi hatalarımızı görmekte zorlanırız ama başkalarının en farkedilmesi zor kusurlarını bile kolaylıkla görüp yargılarız.
Kitapta farkettiğim ikinci madde ise yabancıların o zamanlarda da bizler için anlamsız bir şekilde fazla değerli olduğudur. Kitapta da göreceksiniz ki elinde hiçbir belge bulunmayan bir kadının sadece sözlerine güvenilerek bir evde çocuklara mürebbiyelik etmesi için alınması ve yıllardır kahyalık yapan Eda Hanım'ın bile sözlerinin bu kadın karşısında hiçbir değeri olmaması bir örnektir. Hüseyin Rahmi Gürpınar işte bunu da bahsettiğim olayla kitabında yeriyor.
Fakat ilk çıkarımım benim için ikincisinden daha değerli oldu çünkü psikolojik tahliller beni daha fazla çekiyor. Kitabı bir de sürükleyicilik açısından çok beğendiğimi söyleyebilirim. "Dehri Efendi ne ceza verecek?, Mürebbiye'nin foyası ortaya çıkacak mı?, Aşçı'nın ağzından düşürmediği şu ağaç olayı ne?" derken hızlı hızlı ilerlemeye çalışıyordum. Kitabı okumayı düşünenlere tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar diliyorum.