Çocuk..isim verilmeyen sadece bir çocuk herhangi bir çocuk…Bir çocuğun gözünden hayata insanlara ,taşa, denize, gemiye bakıyoruz.
Çocuk hep umutla bakmak istiyor. Gemiye umutla bakıyor, taşa dost oluyor kötü olana dahi dua ediyor iyi şeyler olsun o da iyi bir insan olsun diye…
Çocuk yüreğinin her detayı o kadar ince işleniyor o kadar inanılmaz bağ kuruyor ki okuyucu, bazen siralçın otlarının arasında bulutlara bakarken buluyor kendini bazen o dağların yüceliği karşısında yalnızlığı hissediyor, yapayalnız…
Diyoruz kimse bu kadar kötü olmamalı kah diyoruz kimse bu kadar iyi olmamalı…Sadece çocuk yüreğini kaybetmemeli insan korumalı…
Hele o dinlediği hikayelere bütün kalbiyle inancı…evet sende inanıyorsun o beşik gelecek! o geyikle alageyik evet…evet o gemiye doğru süzülen balık olacak ve evet dürbünle bakmayacak, artık uzak olan bütün hayallerine…ya yazarın o muhteşem çocuk için söyledikleri “Sen bir defa parlayıp sönen yıldırım gibi yaşadın…”
“Çocuk vicdanı ise,insanlarda gelişen yeni bir hayatın belirtisidir.Bu da benim tesellimdir. “demiş yazar. Vicdan çocukluğumuzdan bize kalan en büyük armağan… gelişen, yeşerten, umut ettiren işte bu armağanı her daim koruyandır.