Merhaba dostlar
İhsan Oktay Anar'ın son kitabını @kitap.insanlari ile birlikte okuduk.
Daha önce okuduğum Puslu Kıtalar Atlası'na göre kolay okunur bir kitaptı. Bana göre tabii. Kolay okunur olması, neredeyse her cümlede bir gönderme, bir gizem, araştırılacak bir konu olmasına da yazarın kendine özgü dilini ustalıkla kullanmasına da engel olmamış elbette. Şunu da söylemeliyim ki bolca geçen, üstelik çoğu Osmanlıca gibi görünen denizcilik terimlerinin anlamlarına bakmadım. Cümlenin gidişinden aşağı yukarı anlaşılıyor zaten ne olduğu. İlle de tam anlamını öğrenme gereği duymadım.
Hikâye 1915 yılında, Mısır açıklarındaki bir Osmanlı denizaltı gemisinde geçiyor ve bir ganimet sandığının ele geçirilmesiyle başlıyor. Yazarın her zamanki muzipliğini zaman zaman hissetsek de genel olarak gerilimli, hatta bazen korkulu, fantastik bir masaldı diyebilirim. İyilik ile kötülüğün savaşı anlatılırken insan zekâsının ve düşünmenin önemi vurgulanıyor. Başka birçok mesaj, görüş var elbette.
Grup arkadaşlarımla yaptığımız sohbette bir kez daha anladık ki yazar bambaşka dünyalar yaratıyor ve o dünyada yol iz bulmak için epey çaba göstermek gerekiyor. Okumadan önce kitap hakkındaki incelemeleri okumanız/dinlemeniz anlama kolaylığı açısından faydalı olabilir. Babil yaratılış destanı Enûma Eliş'e de bir göz atın derim. Ama korkmayın, korkmayalım ve İhsan Hocamızın dünyasında yol almaya çalışalım.
Sevgiyle kalın