Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2022 08:43 …diyor Kemal canım nişanlım dediği Sibel ve arkadaşlarıyla gittiği piknikte elini kesip de bunu bahane ederek arabaya atlayıp gitmek için can attığı sevgilisi Füsun ile buluştuğu Merhamet apartmanına acaba sevgilisi gelmiş midir diye bakmaya giderken vicdanını temize çekmeye çalışırcasına…
Orhan Pamuk’un kitaplarına karşı bir ön yargım olmadı ama kitaplarını okurken de böyle canı gönülden bir his yaşamadım hiç bunun sebebi siyasi eğilimi ya da Nobel ödülünü almasındaki etkenlerin arka planı da değildi… Sadece okurken hazır olmadığım hissi… İnsan ön yargılı olmamalı nihayetinde, nitelikli bir okur olma gibi bir kaygımız varsa hele hiç olmamalı… İnsanların ne söylediğine değil nasıl söylediğine bakmanın daha doğru olacağını diye düşündüğüm için sanırım..
Yine bu kaygıyla elime aldığım bu kitap en azından ben de bu duvarı yıktı artık..
Aşk, takıntı, saplantı, masumiyet,modernlik,yobazlık,mücadele, din, bayağılık,pişmanlık vs anahtar kelimeler…
Nişanlıyken, zamansız bir aşkın pençesine düşmüş bir adamın dramı, hayatı aslında çok güzel olacakken kendi elleriyle darmadağın nasıl edilirin en güzel örneği… Orhan Kemal aşk hakkında düşüncelerini kaleme almış ama en güzel aşk romanı diyemeyeceğim… Kitabın adı da çok manidar ve ironik seçilmiş benim nezdimde Masumiyet: İsmet, saflık ve temizlik manasına geliyor hakikatte ama ben kitabı okurken masum olan tek şeyin eşyalar olduğuna kanaat getirdim çünkü eşyaların da bir ruhu olduğu düşüncesinde hemfikiriz yazarla ya da Kemal’le… Nişanlı bir adamla ilişki yaşamasına müsade eden daha doğrusu yaptığı her şeye göz yuman anneden tutun nişanlı olan bir adamın kendinden yaşça küçük bir kıza aşık olması, evli olan kızı için evine sekiz yıl girip çıkmasına müsaade eden bir baba, eş…
Toplumsal açıdan bizim örf, adet, gelenek, göreneklerimizle pek de bağdaşmayan mevzuların döndüğünü açıklıkla söyleyeceğim.. Sevgilisi Füsun’un kendisi ile yatmasını cesur ve modernlikle ile açıklaması… Bizim kutsal atfettiğimiz değerlerde biraz geniş ve rahat olursak aslında sorun olmaz gibi normalleştirme düşüncesini aşılar gibiydi söylemleri.. Hatta bunu Hz. İbrahim kıssası ile sürekli “Birini çok çok seversek, onun için en kıymetli şeyimizi verirsek… karşılıksız verirsek..” diyerek bağdaştırması ve ardından “Allah her şeyi görür ve bilir.. Bizim de onu karşılıksız sevdiğimizi anlar. Kimse Allah’ı kandıramaz.” diyerek söylemini daha da kuvvetlendirmesi bir insana kendimizi rahatlıkla teslim edebiliriz ve bundan daha doğal bir şey olmadığı mesajını vermiş ince ince…
Kitapta Kemal’den çok Füsun’un ne hissettiği ve içinde yaşadığı öfkenin, kinin onu nasıl o hale getirdiğine odaklandım. Ezilmişlik, yoksulluk, cahillik, ya da aptallık adı her neyse ne istediğini bilmeyen ya da Kemal’in onu gerçekten sevip, camiasının benimseyeceği düşüncesine inanmaması mı acaba..
Kitapta darbe, o dönemin sosyolojik olayları,bekaret konusu geniş yelpazede ve tekrarlara düşülerek anlatılmış. Darbe mevzusunu bile Füsunların evine rahatlıkla gitmesine engel teşkil ettiği pencereden ele almış.
Hangi açıdan bakarsam bakayım bu hikayede yanan Sibel olmuş gibi. Kemal’in en yakın arkadaşı ile evlenmesini de aşağılık bir durum olarak yorumlamadım. Sebebi ise Kemal’in bu takıntısına her kadın gibi gururu incindiği halde onun yanında olup mücadele etmesiydi nişanlılık nikah akdidir çünkü bunu aynı evde kalarak yapması çok hoş olmamak ile birlikte onların yaşam tarzına göre ele alacak olursak Sibel’i inanmışlığından vurması yine Kemal’in suçuydu.
Değer vaktinde bilinmeli ya Füsun ile girecekti bir yola ya da Sibel ile tarafını seçmeliydi. Çünkü aşk her şeyi göze aldığın ya da gözden çıkardığın kadardır.
Bir yandan dünya umrumda değildi, çünkü her şey zaten fazlasıyla lüzumsuz ve kabaydı derken en sonunda herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım demek kahramanımızın ne kadar da ikilemde bir hayat sürdüğünü gözler önüne seriyor.
Evet insan sevdiği birinin su içtiği bardağından dokunduğu her şeye hürmet eder. Ayağına taş, gözüne yaş değsin istemez, kirpiğine rüzgar değse kıskanır, kalbi sızlar, sakınır,saklar…Aşk Leyla ile Mecnun’dur deyip yatak, şehvet, bekaret ekseninde ele almak konuyu hafifletmiş açıkçası. Çünkü Leyla’nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun, o gözler Leyla’yı gördü diye. Psikologlara göre, bu bir davranış bozukluğudur. Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilirler..!
Tasvirler müthişti, bir yerde Kemal’e aptal dediğimi ansıyorum kitabın sonuna doğru bu Kemal, Orhan Kemal mi acaba yok yok değildir dediğimi de..
Kitap ve müze fikri ana tema hasılı kelâm Kemal’in bu noktadaki mücadelesi ve emeği göz ardı edilemez bir gerçek aşkını bir nebze de olsa bu noktada temize çekmiş..