Aydın-halk çatışması üzerine okuduğum ilk kitap Halide Edib’in 1926 yılında yayımlanan Vurun Kahpeye isimli romanıydı. İkincisi ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1932 yılında yayımlanan Yaban isimli romanı oldu. Bu iki roman da Kurtuluş Savaşı temasını taşıdığı için Milli Edebiyat akımı içerisinde yer alıyor. Daha önce Vurun Kahpeye hakkında bir şeyler yazmıştım. Bu yazıda da Yaban hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.
Romanın başkahramanı Ahmet Celal, I. Dünya Savaşı’nda gazi olmuş ve işgal altındaki İstanbul’da kalmak istemediği için Porsuk çayı kıyısındaki bir Anadolu köyüne yerleşmiştir. Romanın giriş ve sonuç bölümlerinden, aslında bu romanın, Ahmet Celal’in bu köyde yaşadıkları, gözlemleri, duygu ve düşüncelerini anlattığı anı biçiminde bir eser olduğunu anlıyoruz. Roman bölük pörçük parçalardan oluştuğu ve sık sık tiratlarla bölündüğü gerekçesiyle roman tekniği açısından eleştirilmiştir. Ancak romanın Türk edebiyat tarihi açısından önemi daha çok aydın-köylü çatışmasını ele alan içeriğinden kaynaklanmaktadır. Nitekim 1942 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin verdiği edebiyat ödüllerinde ikinciliğe layık görülmüştür.
Bazı eleştirmenler Yaban’ı dağınık, birbiriyle ilintisiz olayların gelişigüzel sıralandığı; dolayısıyla belli bir gerilime, gelişime, bütünlüğe sahip olmadığı için roman sayılamayacağını belirtmişlerdir. Zaten Yakup Kadri de romanın ikinci baskısına yazdığı önsözde “…bu, ne bütün manasiyle bir roman ne bütün manasiyle bir sanat ve edebiyat işidir.” diyerek eleştirileri kabul etmiştir. Ancak Berna Moran’a göre ön planda dağınık, tek tek anlatılan olaylar Kurtuluş Savaşı’nın ilerleyip köye kadar gelişiyle bir bütünlüğe ulaşmaktadır. Aslında roman, savaş temasının yavaş yavaş ön plana çıkması ve buna paralel Ahmet Celal ile köylü arasındaki çatışmanın şiddetlenmesi şeklinde bir gelişim çizgisine sahiptir.
Romanın başlarındaki bölük pörçük olaylar, çeşitli konularda aydın-köylü arasındaki uçuruma işaret etmektedir. Ancak savaşın somutlaşmaya başlamasıyla birlikte bu uçurum Ahmet Celal için katlanılamaz bir noktaya ulaşır. Nitekim o Kurtuluş Savaşı’nı destekleyip Mustafa Kemal’e bir kurtarıcı gözüyle bakarken köylüler bu savaşa kayıtsız kalmakta, Mustafa Kemal aleyhinde yapılan kara propagandaya inanmaktadırlar. Karaosmanoğlu, köylülerin bu cahil ve bilinçsiz tutumunda onları görmezden gelen aydınların da payı olduğunu işlemekle birlikte köylüleri tek taraflı ele almış ve yalnızca kötü taraflarını romana yansıtmıştır. Hatta roman boyunca yapılan insan, mekân ve doğa tasvirleri bile okurun bunları gözünde canlandırmasına değil, köylünün olumsuz özelliklerinin pekiştirilmesine hizmet etmektedir.
Berna Moran, Yakup Kadri’nin köylülere olan bu olumsuz bakış açısını, onun çoşkun bir içtenlikle desteklediği devrimlerin gelenek ve dinine bağlı Anadolu insanı tarafından benimsenmemiş olmasına kızgınlığıyla açıklamaktadır. Berna Moran’a göre romandaki köy gerçek Anadolu’yu temsil etmez; 1930’larda yönetici sınıftan bir aydın bürokratın kafasındaki Anadolu’nun simgesidir. Evet, halkımızın cahil ve bağnaz bir yönü olduğu doğru ve bu nedenle devrimler tam olarak başarıya ulaşamamış. Hatta bugün geri kalmışlığımızın, hala en temel sorunlarımızı çözemeyişimizin nedeni de bu kafa yapısı bence. Ancak cahil ve bağnaz olmaları, vatanlarını sevmedikleri anlamına gelmez kanımca. O yüzden, Yakup Kadri’nin bu konuda hissi davranarak nesnellikten uzaklaşmış olması bana da daha olası görünüyor.
Teknik açıdan eleştirilse de romana serpiştirilen tiratları ben çok etkileyici buldum. Berna Moran, romanın bir cümlesinde Türk milleti ile İsrail kavmi arasında benzerlik kuran Karaosmanoğlu’nun Kutsal Kitap İncil’den etkilendiğini, hatta ona göndermeler yaptığını ifade ederek bazı örnekler veriyor. Yazarın bu tiratlarla okura seslenişinde gerçekten de tıpkı kutsal metinlerde olduğu gibi insanın tüylerini diken diken eden, duygularını harekete geçiren büyüleyici bir üslup var. Buna dikkat çektiği için Berna Moran’ı saygıyla anıyorum, birçok incelemesinde olduğu gibi bunda da kimsenin göremediğini görmüş.
Kaynaklar:
Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1, İletişim Yayınları
Cevdet Kudret Solok, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman 2, Bilgi Yayınevi