·88 syf.····Okunma: 12 Temmuz 2022 11:26 Yazar James Tiptree, Jr.(Alice Bradley Cooper)’ın Uzaktan Kumandalı Kız’dan sonra okuduğum ikinci kısa romanı oldu, bu da bir çırpıda bitti. Hikayede insanlığın Güneş’e ilk seferini gerçekleştirmekte olan Güneşkuşu ve üç kişilik erkek mürettebatı, dönüş yolunda iletişim kurdukları bir uzay aracındaki kadınlar aracılığı ile, göreve çıktıkları tarihin üzerinden yüzlerce yıl geçtiğini öğrenir. Güneşkuşu ekibine ilk bakışta imkânsız gibi görünen bu durumun gerçekliğine dair kanıtlar ortaya çıkar. Mürettebat geride bıraktıkları askeri, hiyerarşik, disiplinli uzay yolculuğu yapılanmasına karşın, karşılaştıkları kadın ekibin lidersiz, rahat, demokratik tavırları karşısında şaşkınlığa uğrar. Kadın ekibinde gördükleri değişiklikler, geçen yüzyıllar içinde Dünya’da nelerin değişmiş olabileceğine dair ipuçları vermektedir.
Açıkçası yazarın Uzaktan Kumandalı Kız romanını, kurgu itibarıyla çok daha başarılı bulmuştum, henüz okumayanlar için onu daha fazla öneririm. Houston, Houston Duyuyor Musun?’da ise; salgın vesilesiyle insan nüfusunda azalış, klonlama gibi kurgular eşliğinde sadece kadınların hayatta kalmış olduğu bir dünya yaratılmış ve erkek astronotlarımız adeta bir zaman kapsülünün içinde günümüzden bu geleceğe yollanmış. Cinsiyetlerden birinin yok olması gibi çok temel bir faktördeki değişimin esasen hayat ve kültürümüz üzerinde ne denli büyük değişikliklere yol açacağına işaret etmiş.
Genel olarak beğendiğim bu romanı tavsiye ederim ancak iki konuya da değinmeden geçemeyeceğim. İlki Dünya’da tahakkümün yegâne sebebi erkeklerin varlığıymış gibi, erkeklerin ortadan kalkmasıyla Dünya’nın barış, demokrasi, adalet ve huzur dolu bir yere dönüşmesi biraz yavan geldi. Kitapta yaratılan feminist dünya düzeni bana Charlotte Perkins Gilman’ın “Kadınlar Ülkesi”ni anımsattı ki o kitapta çok daha belirgin şekilde –erkekler olmasa, kadınlar el ele tutuşsa hayat bayram olsa- mesajı vardı. Belirtmek istediğim diğer konu ise, yazarın diyaloglar haricindeki kısımları kaleme alırken sadece şimdiki zaman kipini kullanmış olması (geliyor-gidiyor-açıyor-bakıyor..) bence okunurluğu biraz zorlaştırmış. Diyalog harici kısımları okurken sıklıkla dikkatim dağıldı diyebilirim. Kapanış cümlelerimde kitabı biraz olumsuz değerlendirmişim gibi oldu ama genel olarak başarılı bulduğumu ve tavsiye ettiğimi yinelemek isterim.