#okudumbitti
#HakanGünday
#Ziyan
#270sayfa
#TemmuzAyı5cikitap
Selam kitapcanlar. Ben artık Hakan Günday'ın kitaplarını nasıl yorumlayacağım, nasıl hakkını vereceğim kaygısını her okuduğum kitabıyla birlikte daha fazla yaşamaya başladım. Kinyas ve Kayra kitabını okuduğumda "bu yaşta bu kitabı nasıl yazmış. İnanılmaz" demiştim. Sonrasında Zargana ve Malafa geldi. En son kitabı Zamir'i okuduğumda muhteşem bir kalemden tokat gibi gerçekler demiştim. Tüm kitapları olmasına rağmen okumayıp beklettiğim kitapları var. Tükenmesin istiyorum çünkü. Hakan Günday'dan okunacak birşeyler kalsın istiyorum. Ama bu kitapla birlikte şunu gördüm ki tekrar tekrar okunası bir kalem Hakan Günday. Çok fazla alıntı paylaşmak istiyorum ama spoi vermek istemediğim için konuyu çok deşifre etmeyen alıntılarla yetineceğim. Ama şu kadarını söyleyeyim keşke bu kitabı okumak zorunlu olsa. Ama bu tokat gibi gerçekler işlerine gelmez elbette. Şok eden bir son, beklenmedik bir final. Kesinlikle tavsiyemdir.
"Kar seviyesi! Önce ayaklar gömülür, sonra bilekler görünmez olur. Dizler, bacaklar, ahırlar. Kar, diri diri gömer." Temmuz sıcağında bile o soğuk hava içinize işleyecek.
"Askeri uykusuzluk, uyumamak değildir. Derin uykuya hiçbir zaman geçemeden uyandırılmaktır" selam olsun tüm Mehmetçiğe.
"Ölümlü bir deri çantada ölümsüz bir ruh taşımak."
"Olgunlaşma, kimseye ve hiçbir şeye güvenmemeyi öğrenmektir. Evrimse, boş bir ağızla doğup, gerektiğinde insan eti yiyecek kadar keskin dişlere kavuşmaktır"
"Sahip olduğu gücü, ezmek ve sömürmek için kullanandan nefret ederim."
"Halk dediğin, olabilecekken, özgür olmak istemeyen, çektiği aptal acılara aptal zevkler sayesinde katlanan ve bütün sosyal anlaşmalara uyan bir mahluktur"
"Tavsiye değerlidir, önemlidir. Deneyim, bir erin gerçek mühimmatıdır. Vücudu saran şarjörlerden daha iyi korur"
"Bir sigara da kendisine yaktı. Bıraktığı duman benimkine sarıldı"
"Bir adım daha atmıştım ki sağ dizimin arkasında bir acı doğdu. Böylesi bir acıya ancak bir kazma sapı babalık edebilirdi"
"Gar, iltihap kokuyordu. Yara, kabuk, kemik kokuyordu. Trenler duruyor, askerler biniyor, trenler duruyor, ölüler iniyordu. Sonra trenler durdu ve bir daha hareket etmedi. Genel grev! Büyük Savaş!"
"Ait olduğumuz sosyal sınıfo kadar boktandı ki, bir yerden bir yere giderken sürünüyorduk" bu alıntı öncesi tüm sayfanın altını çizdim. Öylesine anlamlı ki. Ancak okuyunca anlayacaksınız.
"Tabii ki trenden yanlış durakta inmiştim. Belki doğumum da böyledir. Yanlış bir durakta doğmuşumdur"
"Bu çağda savaşları, kaybedecek kadını olmayanlar kazanır. Bu yüzden erkek, olabildiğince derine gömer kadını."
"Erkek, kadından nefret etse de peşinden koşan, yakaladığı yerde de yumruklayan bir doğa kazasıdır"
"Ardında bıraktığın izler bir gün seni bulup üzerinden geçer"
"Ama onlar, televizyondaki haberlerde, 'altı aydır yolu kapalı' diye bahsedilen yerlerdi. Kimsenin umrunda olmayan yerler. Kimsenin hatırlamadığı yerler. Gitmediğimiz ve görmediğimiz için artık bizim olmayan o uzaktaki köyler. Saklı nüfüslar"
"Emir ile eziyet arasında bir saç teli kadar fark vardır. O tel beyazlaştıkça, emri verenin, ere insan gibi davranma ihtimali yükseklir"
"Kendileri on iki, cesetleri kırk beş yaşında. İntiharcı kadınların aksine. Onlar, kırk beş de olsalar, cesetleri on sekiz gösteriyordu. İnsanın yaşı, nasıl öldüğüne bağlıydı. Ne zaman doğduğuna değil"
"Ülkelerinde binlerce kilometre uzaktaki bir duvarda kendi atasözlerini görünce, bir şehri işgal etmenin oraya gömülmek anlamına geldiğini öğrendiler"ş
"Ama olmadı, asker. Hiçbir şey değişmedi. İnsanların bağımsız bir meclisten anladıkları, emre itaatten ibaret kaldı. Hükümetin tek bir hamlesini tartışmak, vatan ihanetine denk oldu"
"Beşerin böyle delaletleri var
Putunu kendi yapar, kendi tapar"