Son zamanlarda herkesin aynı düşünceye sahip olduğu bir dönemin içinde yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bitmek bilmeyen iç, dış savaşlar, cinayetler, (kadın cinayetleri) hayvanlara eziyet, istismarlar, hırsızlıklar, küresel ısınma kamuflajının ardındaki iklim değişiklikleri (Haarp) buna bağlı olarak seller, depremler, afetler ve üzerimize yağan kimyasallarla hastalıklı bir topluma dönüşmemiz ve laboratuvar ortamında üretilen virüslerin sırf nüfus azaltımı planları için acımasızca insanlara bulaştırılması...
Tüm bunlar ve dile getirilmeyen sorunlar da birleşince artık dünyanın yaşanılabilecek bir yer olmadığını düşünmeye başlıyoruz. Tüm bu kötülüklerin yaşanmadığı ve kötülerin yönetmediği bir dünyada yaşamayı düşlüyoruz. İşte değerli yazarımız Semra Hanım, bu kitabını düşlenen bu hayatı henüz vakit varken, saf sevgiyle ve bilinçli hareket ederek bu düzeni değiştirebileceğimizin inancı ile kaleme almış. İnsanoğlunun "hakiki insan" onuruna yakışan bir yaşamı kurma gücü olduğuna ve insan aklının ve kalbinin başka türlü bir yaşamı da yaratma kabiliyeti olabileceğine olan inancını dile getirmiş. Hayalinde kurduğu ütopik dünyayı mükemmel bir şekilde kaleme almış. Eski dünya düzenini büyük bilinç sıçramasıyla yok ederken yeni dünya düzenini huzurun ve barışın hakim olduğu, kötülüklerin yaşanmadığı, kimyasallardan uzak, özünde olması gerektiği gibi doğal ürünler ile beslenen, saf sevgiyle donatılmış bilinçli bir topluluk oluşturmuş. Ve bu ütopik dünyayı o kadar güzel betimlemişki okurken mekanlar, renkler ve meyveler gözünüzde canlanıyor. Özellikle Alin'in annesi ile indiği mağaradaki kekik kokusu, sıçramadan sonra çıkan bitkilerin verdiği lezzetli meyvelerin aromalarını hissettim. Bunları okura hissettiriyor olması yazarımızın ne kadar sağlam bir kalemi olduğunu