6/10
·224 syf.··
2021 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 00:00
Kitap; 15 yaşındaki bir kıza libertenlik eğitimi verilmesi konusunu işliyor. Hem teorik, hem de pratik olarak veriliyor bu eğitim. Pratik kısımlardan bahsetmek bile istemiyorum doğrusu. O kadar sığ, bayağı, rahatsız edici ve özensizce yazılmıştı ki bu bölümler. O yüzden bu kısımlarla ilgili konuşulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Teorik kısma baktığımızda ise yazarın ortaya koymaya çalıştığı felsefeye çoğu yerde ne kadar katılsam da hayatım boyunca asla onun felsefesine yaklaşamayacağımı hissediyordum bir şekilde. Mesela şöyle bir kısım var kitapta: "İnsan nedir? Onunla diğer bitkiler arasındaki fark nedir? Onunla doğadaki tüm diğer hayvanlar arasındaki fark nedir? Kesinlikle hiç fark yoktur. İnsan da onlar gibi bu yerkürenin üzerine rastlantı sonucu yerleştirilmiştir, onlar gibi doğmuştur; onlar gibi ürer, çoğalır ve azalır; onlar gibi yaşlanır ve onlar gibi doğanın her hayvan türüne biçtiği sürenin sonunda, organlarının yapısı nedeniyle hiçliğin içine düşer." Sevgili yazara göre bir çiçeği nasıl dalından koparabilirsen bir insanın kafasını da aynı şekilde koparabilirsin pekala.. Mantıklı düşününce ben de katılıyorum buna, ama ne kadar öyle olduğuna inansam da asla o şekilde hissedemeyeceğimi biliyorum. Öldürmek, bi insanı... Ne bileyim ya. Örneğin  bir kadının bebeğini aldırmasını ne kadar saygıyla karşılasam ve çocuk yapılmasına ne kadar karşı olsam da benim rahmime düşecek olan bir bebeği -zorla, benim istemim dışında olmuş olsa bile- asla aldıramam; ona herhangi bir şekilde zarar vermek aklımın ucundan bile geçmez sanırım.. Ya da ensest konusu.. Bir anneyle oğulun seviştiğini düşündüğüm zaman bana absürt ya da iğrenç gelmiyor, ama yine de hoş değil bence. İnsanın şu dünyada cinsellikten tamamen ve kesinlikle uzak olacağı aile ilişkileri olmalı zannımca. Sevişebileceğin onlarca kadın ve erkek vardır. Ama en fazla kaç tane baban, kaç tane kız kardeşin, kaç tane dayın olabilir ki? Sevgili yazarımız ayrıca ne yaparsa yapsın bunun doğadan geldiğini iddia ediyor.. Birinin gözlerini oyup, sonra da onları yutma isteği gelmişse bu doğadan gelmiştir. Doğa bu istence izin vermiştir, bu arzuyu doğa yaratmıştır, ve doğadan gelen hiçbir şey yanlış olamaz. Doğanın yarattığı bu arzuya karşı koyma şansımız da yoktur tabi.. Bir de kitapta yazarın kadınlardan bahsetme şekli hiç hoşuma gitmedi, çoğu yerde midemi bulandırdı hatta. #175056820 #175053010 Ve daha neler neler... Neyse, konuyu daha fazla uzatma amacında değilim.. Değinilebilecek onlarca kısım var çünkü.. Sadece, kısaca anlatmaya çalıştığım şey şu: Mantıken bakıldığında çoğu yerde istemsizce katılıyorsunuz yazara ama düşünmeyi birkaç saniye bile uzattığınızda hemen kafanızı sallayıp "Hayır canım, olmaz öyle şey!" diyorsunuz istemsizce.. (En azından kendi adıma söyleyebilirim bunu) Ama bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. Sizi düşünmeye, sorgulamaya, bir seçim yapmaya o kadar çok zorluyor ki.. Keyifli okumalar diliyorum...
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,711 okunma
·
10 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
J
Gönderi Sahibi
3 yıl sonrasından geliyorum Melekciğim. Artık mantıken de katılmıyorum Sade'in düşüncelerine. Bi zamanlar sürekli sadist düşüncelerim varken okumaktan keyif aldığım bi yazardı ama sanırım herhangi bi kitabını okumayalı (öyle bi istek duymayalı) 2 yıl falan oldu. Bu aralar bi kitabını daha okumayı düşünüyorum. Bakalım neler hissedeceğim