Gönderi

9/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2022 00:00
Alfred Adler'in okuduğum ilk kitabıydı. Son olmayacağını da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Beklentilerimin çok çok çok üstündeydi. Gayet sade, anlaşılır bir dille yazılmış sıkıcı olmayan hatta fazlasıyla akıcı bir kitaptı. Psikoloji hakkında hiçbir şey bilmeyen insanların bile rahatlıkla anlayabileceği, hem psikolojiye hem de kendi yaşamlarına dair yeni şeyler öğrenebileceği bir kitap olduğunu da kolaylıkla söyleyebilirim. 12 bölümden oluşan bu kitap her bölümünde çocukluk çağımızda temelleri atılan ve tüm yaşamımızı etkileyen farklı sorunlara yer veriyor. Gerçek vakalardan verilen örnekler bu bölümlerde anlatılanların daha net anlaşılmasını sağlamakla birlikte kitabı daha ilgi çekici ve akıcı hale getiriyor. Kitapta yazarın fazlasıyla üstünde durduğu önemli konulardan yaptığım çıkarımlarımı paylaşmak istiyorum: 1. Kitabın temel taşlarından olan Aşağılık Duygusu, üstünlük duygusu, toplumsallık duygusunun eksikliği gibi birçok kavramın yaşamımızdaki etkilerinin ne denli büyük olduğunu bu kitapla öğrendim. Adler'in kitapta yazdığı bir kısmı alıntılayarak durumun öneminin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. "Aşağılık duygusu ruhsal uyum bozukluğuyla ilgili tüm sorunların temelidir. Bireyin doğru dürüst bir üstünlük amacı saptayamaması durumunda, kendisinde bir aşağılık kompleksi oluşur ve oluşan kompleks kişide bir çözüm yolu aramak gereksinmesini uyandırır. Bir çözüm yolu ele geçirmek için duyulan bu gereksinme, bir üstünlük kompleksinde açığa vurur kendini; söz konusu kompleks de yaşamın olumsuz ve yararsız tarafında benimsenip düzmece bir başarıyla doyum sağlamayı vadeden bir amaçtan başka bir şey değildir." 2. Çocuğun ilk hataları hayli önem taşır ve bireyin tüm yaşantısı çocukluğuyla şekillenir. Ebeveynlerin de çocuğun yaptığı hatalara verdiği tepkiler de çocuğun gelecekteki yaşamı hakkında büyük önem taşır bu yüzden ebeveynlerin daha bilinçli ve çocuk gelişimi konusunda eğitim almış kişiler olmaları gerekmektedir. Bir yetişkindeki ruhsal bozuklukların, normal olmayan tutum ve davranışların temelinde genellikle çocukluk yılları vardır desek yanlış olmaz herhalde. Bu yüzden gelen danışanı daha iyi tanımak, anlamak çevresi ve geçmişi hakkında fikir edinmek istiyorsak çocukluğuna inmeliyiz :) Adler'in de kitapta dediği gibi ''insanın idealinin, dolayısıyla doğasının tanınmasını sağlayacak değerli bir yol, ilk anılarının araştırılmasıdır.'' 3. ''Dağın tepesinde büyüyen ağacın yaşam biçimi ovadakinden değişiktir.'' der Adler bu kitabında. Her insan biriciktir, kendine özgüdür. Ve her insan her şeyi başarabilir. 4. Kitapta sözü edilen çocukların ailedeki ''birinci çocuk mu yoksa ikinci ya da üçüncü çocuk mu'' olduklarına göre bile değişen özelliklerinin mevcut olduğu açıkça belirtilmektedir. İkinci çocuk olan ben, kitapta yazanlar ile kendimde birebir uyan bazı özellikleri de gözlemledim. (detaylı bilgi için bkz: s. 75, OLYMPIA yayınları) Hatta ailede doğan ilk çocuğun erkek ikinci çocuğun kız olma durumuyla bile bireylerdeki özellikler farklılaşıyormuş. Merak ediyorum da, doğum sırasının, doğum sırasındaki cinsiyetlerin bile yarattığı bu farklılıklardan sonra nasıl hala her çocuk aynıymış gibi davranılabiliyor? Son olarak, birazdan okuyacağınız alıntıdaki insanlardan biri de benim. Bu kitabın bana kattığı en değerli şey Adler'in bu konu hakkındaki yorumu ve sunduğu çözüm yolu oldu. İşe yarayacağına inanıyorum çünkü düşündüğümde bile heyecanım neredeyse diniyor. ''Hayatta öyle yetişkin insanlara rastlarız ki, toplum içinde yaşamaktan kaçar, kalabalık önünde konuşma yeteneğini kendilerinde göremez, bir topluluğun önüne çıkınca heyecanlanır, apışıp kalırlar. Nedenine gelince, kendilerini dinleyeceklere düşman gözüyle bakmalarıdır. Kendilerine sözde düşmanca duygular besleyen güçlü bir seyirci kalabalığı karşısında aşağılık kompleksine kapılırlar. Gerçek şudur ki, bir insan ancak kendisine ve kendisini dinleyecekler güven beslediği zaman, sıkılmaksızın ve serbestçe konuşabilir, heyecanlanıp şaşırmaz.''
Psikoloji
Yaşama SanatıAlfred Adler · Olympia Yayınları · 20213,676 okunma
·
6 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Son sözleri hayranlıkla okudum. Demek bu yüzdenmiş... Evet aslında yaşadığımız bazı şeylerin nedenini bilmiyoruz. Bilmek içinde çabalamıyoruz. Gerçekten de konuşmaktan, paylaşmaktan çok tedirgin oluyoruz sanki karşımızda 'Sözde Düşmanlarımız' varmış gibi... Bu kuruntu yani aşağılık kompleksinin bizi ele geçirmesine izin vermemeliyiz.
Sıla
Gönderi Sahibi
Kesinlikle katılıyorum..