·288 syf.····Okunma: 30 Temmuz 2022 11:12 hiçbir kitabın hayatıma nasıl girdiğini unutan biri değilimdir, nasıl ki insanların hayatımıza nasıl girdiğini unutmuyorsak; lakin bu kitabın içerisinde o kadar çok kayboldum ki nasıl tanıştığımızı asla hatırlamıyorum. ilk cümlelerinden anladım, bu kitabın üzerimde tesirinin çok olacağını ve şu an diyorum ki: herkes vakit kaybetmeden bu kitabı okumalı. yalnız ebeveyn olacak insanlar değil, hayatının bir döneminde çocuk olmuş ve olamamış herkes okumalı. hepimiz farkında olmadığımız travmaların etkisinde farkında olmadığımız bir hayat yaşıyoruz ve ben insanın kendini tanımada travmaların inanılmaz bir rol oynadığını düşünüyorum. beyin bizim anlayamayacağımız kadar mükemmel ve karmaşık bir mekanizmayla çalışıyor, anlamsız sandığımız her şey beynin küçüklükte kazandığı travmalara karşı geliştirdiği dürtüsel bir tepki aslında.
birçok kişi alice miller alıntılarını çıkarırsak kitaptan geriye bir şey kalmayacağından yakınmış. ancak bu duruma şuradan bakmak daha iyi geldi bana: seminer. bu kitap için sohbet havası demek biraz absürt kalıyor çünkü nihan kaya sert bir üslupla sesleniyor. çocukların hakkını savunmada gözü kara birisi kendileri. bu yüzden hiddetlenmekte, azarlayıcı konuşmakta da sakınca yok onun için. bundan dolayı bu kitap için bir seminer havası taşıyor demek daha uygun. sanki nihan kaya karşımızda bir sahnede durmuş elinde kumandasıyla slaytlarından alıntılar paylaşarak durumu örnekliyor bize. açıkçası bu kadar sık alice miller alıntısı beni rahatsız etmedi. nihan kaya’nın, alice miller aracılığıyla aktarmak istediği düşüncelerini ve söylemek istediklerini dinlediğimiz bir kitaptı.
dört ana bölümden oluşan bu kitap akla gelebilecek, gelemeyecek her türlü şeye değinmiş. üstelik yüzeysel de kalmayıp kollarının ayrıldığı her bir dalı açıklamaya çalışmış bize. “peki ya bu?” diye düşündüğümüz her şeyi sanki aklımızı okuyormuşçasına cevaplıyor nihan kaya. kitap bittiğinde aklımda cevaplanmamış hiçbir soru kalmamış aksine sormayı aklımın ucundan dahi geçiremediğim sorular bile cevaplanmıştı. birkaç kişi dini yönden rahatsız edici bulmuş ancak beni rahatsız etmedi. eğer dini her şekilde sorgulayamazsak bilmediğimiz bir şeye nasıl inanabiliriz? olsa olsa itaat olur bu ve sorgulama dediğimiz şeyde zıtlıkları da düşünmek ve anlamlandırmak gerekir. rahatsız olanların üslupta rahatsız olduklarını düşünüyorum ben çünkü inanan biri için rahatsız olmakta haklı oldukları bir üslup kullanıyor. kitap bir mektupla son bulup ardından kitap tavsiyelerine geçiyor. bir tanıdığım insanla bu kitap hakkında sohbet ettiğimizde bana anlattığım her şeyin incelenebilir olduğunu ve çocuklara karşı dikkatli davranmakta faydalı bulduğunu söylemiş ancak her insanın bir mizaç üzerine doğduğunu ve herkes için geçerli olamayacağını söylemişti. o an aklımda yine şimşekler çaktı çünkü nihan kaya buna da değinmişti. kitap tavsiyeleri bölümünde kitapta bahsettiklerinin genelde enneagram iki ve dörtle uyuştuğunu yine de herkese hitap ettiğini yazmış ve enneagramlar üzerine iki kitap tavsiyesi verip kitabı bitirmişti. ben de burada bitireceğim: herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap ve geciktirmeden bir an önce okuyun. çünkü her geciktirdiğiniz an “ben neden bu kitabı bu kadar geç okudum?” diye düşüneceğinize eminim. beğenmek az kalır, bayılarak okuduğum bir kitaptı. herkese dehşetle tavsiye ediyorum.
esenlikler.