Oldukça ilginç bir klasik okudum bugün...
Orta Çağ ile Yeni Çağ arasında bir köprü niteliğinde olan Gargantua'dan bahsedeceğim sizlere. Hiciv tekniğiyle kaleme alınan eserde yazarımız Rabelais, toplum, din, askeriye ve hayata dair pek çok konuya değiniyor. Bir mizah şaheseri olarak nitelendirilen kitap beş ciltlik bir eserin ilk kitabı. Ülkemizde Gargantua ve Pantagruel @everestyayinlari tarafından Türkçe'ye çevrilmiş.
Orta Çağ'ın karanlık atmosferi ve kilise baskısının hakim olduğu dönemde böyle alaycı, eleştirel ve özgür bir kalemi takdir etmek gerek...
Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, kitap dev bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gargantua'nın doğuşu ile başlıyor. Zamanla büyüyen bu küçük devin maceralarını okurken zaman zaman gülüyor zaman zaman düşünüyoruz. Büyüdükçe dertleri de büyüyen dev şövalye Gargantua, hayatı canının istediği gibi yaşamaya kararlıdır.
Kiliseyi, yönetim ve askeriyeyi yoğun şekilde eleştirdiği için yazıldığı dönemde toplatılmış olan bu eserde sık sık kullanılan küfür, müstehcen espriler ve anlatım bozuklukları okuma zevkimi oldukça olumsuz etkiledi diyebilirim. Eğer ilginç bir kitap okuyayım derseniz bir şans verebilirsiniz. Fakat okuma zevkiniz benimkine yakınsa bu kitabı tavsiye etmiyorum.
İşte bu kitaptan sizler için seçtiğim birkaç alıntı :
"Okuma zevki kazanmak zahmet ister. Hazır düşünceleri unutmayı ve çok şey ögrenmeyi kabul etmek gerekir. Şaşırmak, sarhoş olmak, büyülenmek."
"Çünkü özgür, soylu, iyi yetişmiş, kibar çevrede yaşayan insanların yaratılıştan içlerinde öyle bir içgüdü ve iti vardır ki, onları her zaman erdemli davranmaya ve kötülükten uzaklaşmaya zorlar: Onur dedikleri de budur."
" Alçakça kaçarak yaşamaktansa, mertçe savaşarak ölmek, daha güzel, daha şerefli değil midir?"