Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 31 Temmuz 2022 12:36 Cesur Yeni Dünya, çoğunlukla distopik olarak değerlendirilen bir eser. Okuldaki felsefe derslerimizde bile kendisini distopya örnekleri arasında sayıyoruz. Ama kitabı okuyunca bu durumun kişiden kişiye değişebileceğini düşündüm. Sonuçta aramızda arzu ve tutkularının peşinden giden ve bu duyguların daha çok beslenmesini isteyen insanlar yok mu? Elbette ki var. Tabi şimdiki dünyamızda böyle bir romanın distopik sayılması çok doğal sadece bu yönden de düşünülmeli.
Ayrıca Cesur Yeni Dünya distopik olarak değerlendirilen okuduğum ikinci roman. Bu iki romanla bile dünyamızın gitgide nereye doğru evrildiğini daha net anlayabildim. Ama Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451'e göre çok daha cesur bir eser. Cinselliğin alelade bir şekilde günlük hayata girdiği, uyuşturucunun serbest olduğu (aslında romanda soma adıyla geçiyor ancak ben arada bir fark göremediğim için böyle yazıyorum), aile yapısının bozulduğu (hatta böyle bir şeyin kalmadığı zira insanlar şimdiki otomobiller gibi fabrikada üretiliyorlar), kısacası birçok tabunun yıkılmaya başladığı bir dünyada geçiyor. Ben tam olarak böyle bir dünyaya doğru sürüklendiğimizi düşünüyorum. Çünkü insanlara istediklerini vererek onların daha kolay kontrol edilebileceğini düşünüyorum. Çünkü insanların isteklerini yönlendirebilirsiniz. İsteklerini yönlendirir ve istediklerini onlara satarsınız. Herkes mutludur. Onlar istediklerini almışlardır, siz de paranızı.
Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biri ise bu 'distopik' dünyanın oluşma aşamasıydı. Bir savaş gerçekleşmiştir ve insanlar o kadar kötü durumda kalmışlardır huzurumuz olsun da ne olursa olsun aşamasına gelmiş ve bu durumu kabullenmişlerdir. Peki böyle bir savaşı biz de yaşasak, kararımız ne olurdu? Hele şimdiki dünyamızda, TikTok'ta videoları atlamak çok kolayken bir anda çok büyük zorluklarla karşılaşsak ne olurdu? Ben büyük çoğunlumuzun özgürlüğünden vazgeçeceği kanısındayım. Belki de fazla karamsarım bilemiyorum. Umarım yanılıyorumdur.