10/10
·384 syf.··
2022 86. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2022 00:41
Kitabı bitirdim ve ne diyeceğimi bilemiyorum. Adı üstünde bir 'inceleme' olması için öncelikle biraz kitabı tanıtacağım, çünkü Tanrı şahit okumanızı epey istiyorum, sonra spoiler da olabilecek bir şekilde kişisel duygularımı açıklamak istiyorum. Kitapta iki gencimiz var; birisi çokça intihara meyilli, kendi kafasında yaşayan, garip ve diğer insanlarla aynı hisleri paylaşmayan, 'ucube' denilen bir tip. Theodore Finch. Bir de kızımız var; kendisi bildiğimiz amerikan kızlarından biriymiş eskiden, amigo kızlar takımında, okulun popüler çocuğu ile çıkıyor ve orkestrada yer alıyor. Violet Markey. Hikaye başladığında Violet'i bir yıl önce ablasını kazada kaybetmiş, eskiden yaptıklarını yapmayan, hâlâ popüler tayfa tarafından istenen ama hayatında bir anlam bulamayan, üzgün bir halde buluyoruz. Amigo takımından çıkmış, orkestrayı boşvermiş, eskiden ablasının taktığı gözlüğü takan ve onun anısını yaşatmaya çalışan birisi. Kendini suçluyor ablasının ölümünden çünkü ablası araba kazasında ölürken aynı kazadan o da çıkıyor, fakat küçük sıyrıklarla. Kendisi yaşarken ablası ölüyor. Theodore'da... Bir değişiklik yok, ona hâlâ 'ucube' diyorlar ve hâlâ intihara meyilli. Bir gün okulda çan kulesinin kapısını açık bulunca çıkıyor hemen oraya. İlk başta oradan atlamamın nasıl hissettireceğini düşünen tek ölme sevdalısı o gibi gözükse de, o çan kulesinde birisi daha var. Oraya duygusal bir boşluk anında çıkmış olan Violet, Theodore'un sesi ile kendine geliyor. Düşmekten son anda Theodore sayesinde kurtuluyor. Theodore ise onu kurtarırken "Aman tanrım, Violet beni ölümden kurtardın" diye bağırıyor, aşağıda onlara bakan tüm okul Violet'i kahraman belliyor, bizim ucube de hâlâ ucube, asla terfi almıyor. Böylece başlayan arkadaşlıkları, coğrafya dersinde aldıkları şehri gezme projesi ile daha çok pekişiyor. Şehirde görmeye değer yerleri belirleyip birlikte orayı inceliyor, gittikleri her yerden bir hediye alıp bir hediye bırakıyorlar. Theodore ve Violet böyle yakınlaşırken biz de Violet'in nasıl tekrar hayata döndüğünü, Theodore'un nasıl harikulade bir hayal gücüne sahip olduğunu okuyoruz. Tamam şimdi, sıkıcı kısım bittiyse gerçekten konuşmak istiyorum, sıkıcı insanlar sonrasını okumayı bırakabilirler. Bazen, hayatın kıyısına geldiğinizde ona tutunmalısınız, eğer gücünüz yetmiyorsa birisi gelmeli ve o uçurumdan sizi kurtarmalı. Eğer hayatınızdaki herkes, yalnızca kıyıda durup sizi düşerken izliyorsa -belki izlemeye bile değer bulmuyorsa- o zaman bırakın gitsin. Zorlamayın, tutunmak isterken ellerinizi kana bulamayın, değmez biliyorsunuz. Size 'hadi gelin topluca intihar edelim.' demiyorum. Ama bazen, insan yorulur ve yapacak bir şeyi kalmaz. Violet sonuna kadar hayata tutundu çünkü bunu yapacak güce sahipti. Ablası öldü, o yaşadı; Theodore öldü, o yaşadı. Ablası ölmeyi seçmedi belki ama Theodore ölmeliydi. Her ne kadar o intihar ettiğinde ağlasam da, kitabın sonuna kadar bir yerlerden çıkıp 'şakaa' demesini beklesem de ölmeliydi. Çünkü bir insanı yaşatmak onu hayatta tutmakla alakalı değil işte. O hayatta kalsaydı da yaşamayacaktı, o yüzden Violet'in üzülmesi sorun değildi ya da benim ağlamam da. Bir arkadaşım, evet o benim arkadaşım ama bunu bilmiyor, bana bir gün şöyle dedi: "Zorlandığını biliyorum, bunu saklamak zorunda değilsin. Hayat bok gibi, herkes bunu biliyor ve bunu bilerek yaşıyor. Bazen kötü bir ruh halinde olabilirsin, sorun değil. Ölmek isteyebilirsin, bunu da sorun etmem. Ama şimdi olmaz, daha çok gençsin. Her şeyi denemedin, sana şu an zor gelen şeyler bir gün gelmeyebilir. Eğer bir yerde tamamen tükenirsen ve devam etmek istemezsen o zaman gitmene izin vereceğim, ama şimdi olmaz, daha değil." Aslında bakınca, arkadaşım baya konuşmuş. Şu anda ben 16 yaşındayım, kasımda gireceğim, ama 2 yıl önce bu yaşımı göreceğimi tahmin etmezdim. 3 yıl önce bir gün sonrasını bile göreceğimi tahmin etmezdim. Hâlâ korkuyorum, her an intihar edebilecek bir yapıya sahibim, çok zorlanıyorum, yaşamaktan nefret ediyorum. Ama ölemem, daha değil, şimdi olmaz. Daha 17 yaşına, 18 yaşına, 20 yaşına gireceğim. Daha 30 yaşına girmem, orta yaş sendromu çekmem gerek, sonra 40 yaşımda beyazlarımı kapatmam gerek. Daha ölemem. Siz de daha ölemezsiniz, olmaz. "O zaman ne edebiyat sıkıyorsun burada" diyebilirsiniz, hak veririm, sonuçta her iletim, her alıntım yorulduğum ve devam etmek istemediğim üzerine. Çünkü hayatımda bir Violet yok, hayatım Theodore gibi ve ben bir Violet'e sahip değilim. Bir Violet'im olsa burada sizi darlamak yerine gider ona anlatırdım, kafam rahatlardı. Ya da bir Theodore'um olsa beni konuşmadan anlardı, o zaman ses kirliliğine de gerek kalmazdı. Ama yok işte, bunu asosyallik krizi geçirdiğim ve arkadaş aradığım için demiyorum. Herkesin hayatında bir Theodore olmayabiliyor. Herkesin hayatına bir Violet girmeyebiliyor. O zaman insan kendi kendine konuşuyor işte böyle. Son ipucuda Theodore, Violet'e şöyle yazmıştı: "Mutluyum senin yanında... Özelim senin yanında... Harikayım senin yanında... Harikayım senin yanında, Ve sevdiğime harika görünmek öyle harika... " Aşırı kıskandım, cidden kıskandım. Çünkü benim de böyle dizlerim vardı ama yönelttiğim kimse yoktu. Çünkü bana böyle demeye gerek duyan kimse yoktu. Ama ne diyeceğim biliyor musunuz? Bunu da boşverin, bu da karşınıza çıkan şu anki bir zorluk. Belki ileride son bulacak bu yalnızlığınız, belki sonsuza kadar yalnız olacaksınız. Bence herkesin bir ruh eşi yok, belki siz de o şansızlardansınızdır ve yalnızlığa mahkumsunuzdur. Ama bunu nereden bileceksiniz? Yaşamadan nereden bileceksiniz? Lütfen, zorlansanız da sonuna kadar yaşayın. Yalnız ya da birlikte, yorgun ya da umutlu, fark etmez. Son ana gelene kadar yaşayın, eğer bir gün yaşamaktan bıkarsanız, koşmayı bırakın yürüyecek mecaliniz kalmazsa söz veriyorum bırakmanıza izin vereceğim. Ama şimdi olmaz. Bugün değil.
1000Kitap
Hayatın KıyısındaJennifer Niven · Pegasus Yayınları · 20203,095 okunma
·
1.370 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sıla
Gönderi Sahibi
Fark ediyorum ki benim hayatımda bir Theodore varmış, ama çoktan ölmüş.
Sıla
Gönderi Sahibi
Çok konuşmuşum, incelemenin sonuna gelince başını unuttum.