8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2022 20:18
Dünya klasiklerinden biri olmaya layık görülmüş olan bu eser, bir makale edasıyla okuru yazar ile hemfikir olmaya itekliyor. Yazar bu amacında muvaffak olabilmek için okuru daha ilk sayfadan itibaren ikna etmek üzere tabiri caizse kolları sıvıyor. İkna edilmek üzere ele alınan konular ise asla alelade şeyler değil; meşruiyet, yasama ve yürütme erklerinin ayrılmaz bütünlüğü, mülkiyet hakkı, temsilcilik, tüm çıplaklığıyla yönetim biçimlerine dair eleştirel bakış... Ben bilhassa meşruiyeti olmadan hiçbir yönetimin ayakta durmayacağına ikna oldum. Her güçlü olan kendine yönetme hakkını reva görse bile toplum sadece rıza gösterdiği yöneticiye itaat eder. Bu düzen boyle işlemiyor olsaydı hiçbir devrim, hiçbir isyan ve hiçbir ayaklanma tarihin dönüm noktası olmazdı. Yazarın meşruiyet ışığında ideal gördüğü yönetim biçimi toplum sözleşmesine dayanıyor. Bunun yanında yazarın ısrarla dikkat çekmeye çalıştığı bir nokta var ki o nokta atlanılırsa toplum sözleşmenin köleliği geri getireceği ifade ediliyor. Daha açık ifade etmek gerekirse, eğer insanlar toplum sözleşmesine rıza gösterip egemenliğini yönetici sınıfa devrettikten sonra yönetimden uzaklaşırsa artık özgürlüğün varlığından söz edilemez. Yazar toplumu yönetimden uzaklastiran parazitin ise temsilcilik anlayışı olduğunu düşünüyor. Tabi okuyucuyu ikna etmek için buna bir gerekçe de sunuyor ve diyor ki: "Toplum yalnızca temsilcilerini seçerken özgürdür; bunlar seçilir seçilmez de köledir. Zira toplum temsilciler yüzünden yasama yetkisini kaybeder. Toplumun bizzat onaylamadığı her yasa ise yok hükmündedir." Bu gibi ikna edici açıklamaları ile ufkumu genişleten ve bana meşruiyetin gücünün devleti yıkmaya da kurmaya da yettiğini gösteren bu kısa fakat dopdolu eseri ilgiyle okudum, yürekten tavsiye ediyorum.
Siyaset
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Koridor Yayıncılık · 201817,9bin okunma
·
797 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.