Kitap bir distopyayı anlatıyor. Aslında şu anki düzenden ve gelecekte olabileceklerden çok uzak değil. Gittikçe distopyalara yaklaşmamız ne kadar korkunç aslında. Büyük birader ve parti bana o kadar tanıdık geldi ki. Özellikle proleterlerin robot gibi yaşaması,partideki insanların bile çiftdüşünle hiçbir şeyi sorgulamaması ve dümdüz yaşamaları gerçekten şu anki düzenle çok manidar. Kitapta şu an bu yaşımda anlayamadığım bir sürü gönderme olduğuna eminim bu yüzden ileride tekrar okumak istiyorum. Bundan sonra spoiler var dikkatt!!
Kitap boyunca Winston'ın küçücük de olsa bir şeyleri değiştirebileceğini düşünmüştüm ama düzen yine galip geldi. O yakalandıkları zaman, işkencelerin yapıldığı zaman içim çok daraldı. Resmen beyinlerinin içini yıkadılar ya çok kötüydü. Hele Julia ile aralarındaki tüm sevgiyi yok etmeleri... Açıkçası O'brien'ın düşünce polisi çıkmasını hiç beklemiyordum. Acaba kardeşlik denilen şey gerçekten var mı? Sanırım hiç bilemicez dedikleri gibi :) Bu kitabı okuduğum ve değişik bakış açıları kazandığım için mutluyum. Bu arada yazar kitabı 1948'de bitirmiş ve filmi 1984'de çekilmiş. Hoşuma gitti bu detaylar :)