Hayatı raydan çıkmış bir adam...Salyangoz. Tam da yeniden yoluna koymak üzerindeyken her şeyi bir anda katil olur. Evlenme teklif edeceği kadının, ki kendisini Zürafa diye tanıyoruz, onu fena halde aldattığını anlayınca, parmağına yüzüğü takmak yerine kafasına demir çubuğu indirir. İlk cinayeti hayırlı olsun. Hemen arkasından kendisini çıkarmak isteyen ev sahibesini de öldürür bir çırpıda. Aslında eli alışmışken öldürmek istediği başkaları da vardır ama birden bire beş yaşındaki bir çocuğa babalık yapmak zorunda bulur kendisini. Acaba baba gibi davranma zorunluluğu onu cinayet işlemekten alı koyacak mı? Yoksa yeni cinayetler gelecek mi ardı ardına. Yoksa bir tahnit sanatçısı olan kahramanımız bize yok artık dedirtecek şeyler yapmaya devam mı edecek? Salyangoz’un sonuçlarından korktuğumuz için uzak durduğumuz tüm eylemleri gerçekleştirmesini kanınız donarak okuyacağınız sıra dışı bir romanla karşı karşıyasınız arkadaşlar. Yazarımız @erimsisman diyor ki “Küçükken kapı zillerine basıp kaçmanın cinayete ne çok benzediğini sana kanıtlayacağım. Korkma kardeşim, gel içeri ...” Ben içeri girdim ve ilerlemeye devam ediyorum. Öyle sanıyorum ki bu kitabın devamında çocukluğu öldürülmüş bir yetişkinin intikam alışını bulacağım. Yaptıklarını onaylıyor değilim ama nereye kadar gidebileceğinin merakıyla okumaya devam ediyorum. Beni şaşırtan kitaplar iyi ki varlar. Sağlıkla ve kitapla kalın