İnsanlar kaç yaşına da olursa olsun çocukken geçirdikleri tramvayların izi hayatımız ilerledikçe bir nokta gibi bizimle birlikte hayatımızda büyüyor!! Bunun en iyi örneği Bergljot ile miras kitabıda bizlere sunmuş.
Ailemizi biz seçemiyoruz ne yazıkki Kitabı da çok yakın bir arkadaşımın önerisi üstüne okudum aile yapısı o kadar çok tanıdık geldi ki her okuduğumda her satır arasında kendimi buldum bir kısmı dışında. Her satır arasında hikaye benzer hikayelerimi anımsattı özellikle de anne karakteri.
Çocukken babası tarafından tacize uğrayan bir kadının gerçek hikayesini ele alıyor babasının ölmesi ile mirasın paylaşılması üzerine çocukken babası tarafından uğradığı tacizin hatıraları gün yüzüne çıkıyor ve bir türlü kendini ailesine karşı ispat edemeyen bir kadının bunu anlatmakla geçirdi ispat savaşını ele alıyor. Ve tuhaf tabii ki Bergljot un Çocukları arkadaşları ona inanırken kendi ailesini ve kız kardeşleri ona inanmaması acı
Onlar gerçi reddediyorlar çünkü işlerine böylesi daha iyi geliyor
O kadar çok örnek var ki hayatta Annesinin kendi bencillikleri yüzünden kendi kızın hikayesini reddetmesi düşünsenize bir olay yaşıyorsunuz ve kendinizi ailemizde kimsesiz inanmıyor, yalancı durumuna düşüyorsunuz ailenin yüz karası sıfatında…
Ne acıdır ki bu hikaye gerçek ve yazarımız tam 65 yaşına geldiğinde bu kitabı yazmaya karar vermiş. Kitabın çıkış yaptığı tarihte konusu ülkede gündem olmuş. Düşünün çocukken tacize tecavüze uğruyorsunuz Evleniyorsunuz çocuklarınız oluyor ama bir türlü bunun tramvalarından kurtulamıyorsunuz ne kadar uzaklara gitseniz de ne kadar uzaklaşmak isterseniz de ruhunuzda izi kalıyor.
Ve ilk kez bir İsveç biyografisini veya roman demeli kitap çoklukla mağduriyetinin savaşını anlatan bir kadının biyografisini anlatıyor. çevirinin