·504 syf.····Okunma: 11 Ağustos 2022 16:45 Kitap ismine ön yargıyla baksamda yazarın okuduğum ilk romanıydı. Mitoloji ile polisiye ve cinayetin harmanlandığı bir kitap.
Berlin emniyetinde görev alan Türk asıllı Yıldız başkomserin garip bir cinayetle karşı karşıya kalmasıyla başlıyor. Kurban da kendisi gibi Almanya'da doğup büyümüş Türk asıllı Cemal isminde bir kişi. Cinayetin failini bulmaya uğraşırken, bu cinayetle bağlantılı başka cinayetler de oluyor. Yıldız başkomser ve yardımcısı Tobias bu cinayetlerden sorumlu kişiyi bulmaya çalışıyor.
Türkiye'deki bir antik şehrin Almanya'daki bir ailenin hayatını nasıl etkilediğine şahit oluyoruz. Almanya'da doğup büyüseler bile dedelerinin Türkiye'deki kültürel etkilenmelerinin ve genetik, psikolojik rahatsızlıklarının alt kuşaklara nasıl yansıdığının farkına varıyoruz. Ayrıca cinayetlerin mitolojiyle bağlantılı olması çok ilginçti. 2000 yıl önce Türkiye'de yapılmış olan Zeus Permagon Sunağı'nın, Alman kişiler tarafından 1900'lü yılların başlarında Almanya' ya taşındığının(çalındığının) aktarılması enterasan bir bilgiydi. Doğru olup olmadığını araştırdım gerçekten öyleymiş. Ve Almanya böylece uluslararası antik, arkeolojik müzeye sahip olmuş. Bizim ülkemizden çıkarıp götürdüğü eserlerle tabiki.
Ayrıca kitabın vurgulamak istediği diğer bir konu ise sevgisiz büyüyen çocuklardı. Bir insan, çocuğuna sevgisini göstermeyip çekip gidecekse o çocuğu neden bu dünyaya getirir ki? İşte sonra o çocuk hep bir yarım kalmışlık hissiyle yaşıyor. Belki de şiddete ve cinayete meyilli olmasının altında çoğunlukla sevgisizlik yatıyor.
Bu tarz polisiye sevenlere tavsiye edebilirim. İyi okumalar.