1970'lerin kurgu-romanlarına, Edwin Corley'in iki romanından sonra George Simpson / Neal Burger ikilisinin son kitabı ile devam ediyorum. (Tersten başladım.)
İkili hayatlarını Hollywood’da ses editörleri olarak çalışırken, tanışıp zamanla her ikisinin de tutkusu olan senaryo yazarlığı ve romancılığa dönüşüyor.
Ülkemizde yayınlanan (1976) ilk romanları olan “Hayalet Gemi” onları ünlü yapan eser. İkinci romanları “Yok Oldu” 1979 yılında yayınlanmıştı. O iki kitabı yıllar önce okuduğumdan kaçırdığım bu üçüncü eserlerini okuyarak başladım, ikilinin dilimize kazandırılan tüm romanlarını okumaya.
E Yayınları tarafından Ağustos 1983 tarihinde ilk defa yayınlanan kitabın, bendeki kopyası Ağustos 1983 tarihinde yayınlanan ikinci baskısı.
O yıllarda E Yayınları artık “kalın cilt” formattan vazgeçmişti. (Ondan önce de, kalın ciltlerin üstüne eklediği sert naylon kaplamayı bırakmıştı. 1970’lerin özellikle ortalarında başlayan enflasyon ve bunun maliyetlere yansıması kendini kitapçılık sektöründe de böyle belli ediyordu.)
Bu kitaplarının senaryosu, "Atom Bombası kullanılmadan önce yaratacağı devasa yıkımı göz önünde tutarak Japonları uyarmak isteyen üst düzey politikacı/asker ve bilim adamlarından oluşan bir grup olsa ve harekete geçseydi neler olurdu?" sorusuna dayanıyor.
İkili diğer kitaplarının da dayandığı “bilimkurgu, casusluk, alternatif tarih” olgularını bu eserde de başarıyla kullanıyorlar. Kitabın kurgusu günü gününe ilerleyen bir akışla yazılmış, bazen aynı gün içerisinde farklı coğrafyalarda gelişen olaylar aktarılıyor.
A.B.D., Japonya. S.S.C.B. üçgeninde geçen, dönemin Churchill, Truman ve Stalin gibi liderlerini ve onların danışmanları işin içine katan, daha Soğuk Savaş tam anlamıyla başlamamışken Amerikan topraklarında ve çok farklı sivil ile askeri kuruluşlara yerleştirilmiş Sovyet ajanlarının çok önemli roller oynadığı uzun soluklu ama yüksek düzeyde bir senaryo yazmışlar. Yetmezmiş gibi Japonlarla yapılması planlanan görüşme için Japon ordusunda binbaşı olarak görev yaparken esir düşmüş bir Japon bilim adamı da gruba katılır.
Daha önce kısa bir derlemesini yazdığım Steve Shagan’ın “Ölüm Çemberi” başlıklı eseri gibi bu da bir uluslararası casusluk ve politika düzleminde yazılmış bir kitap. O eseri de okurken çok beğenmiştim, ama doğrusu bu onu da aştı.
Diğer kitabı gibi Mehmet Harmancı tarafından tercüme edilmiş olan kitap 423 sayfadan oluşuyor. Tercüme gayet güzel, baskı hataları bu yayınevi için alışılmışın dışında fazla… Sahaflarda 10-15 TL gibi düşük fiyatlardan bulabilirsiniz. Neredeyse 40 yıllık bir kitap olduğundan kondisyonu genelde düşük ama okumaya engel değil.