Bu kitabı bana öneren kişinin "kitapta Sırp -Bosna Savaşı'nın anlatıldığını" söylediğini hatırlıyorum. Peki gerçekten öyle miydi? Savaş, karşılıklı bir eylem değil miydi? Oysa ben bu kitapta tek taraflı bir zulümden, korkunç bir soykırımdan başka bir şey göremedim..
{ " Evet, gerçeği itiraf etmek gerekirse bir savaş değildi. Kadınlar, hiçbir savaşta bu kadar mağdur edilmemişti. Bu bir soykırımdı ve bu soykırımla Müslüman Boşnakların soyları tecavüz ile dönüştürülmeye çalışılıyordu." (syf 249) }
En acısı da bu kitapta anlatılanların gerçek yaşamdan alınmış olması. 20. Yüzyılın sonlarında Avrupa'nın göbeğinde Müslüman bir ülkede bunlar GERÇEKTEN yaşandı ve tüm dünya buna sessiz kaldı. Dünya susarken Bosnalı Müslümanlar çığlık atıyordu..
Kitap o kadar sarsıcıydı ki, bazı satırları okuduktan sonra devam etmeye gücüm yetmediği için kitabı kapatıp bir süre ağladıktan sonra okudum. Benim okurken bile kanımı donduran bu olaylar gerçekten yaşanırken nasıl oldu da hiç kimse dur diyemedi? Bu korkunç zulme , bu büyük acıya insanlık nasıl tepkisiz kalabildi?
Aslında yazar kitabın sonunda belirtmiş " Avrupa, bu savaşta kör değil taraftı. Avrupa ülkeleri Hristiyan Sırpların yanında yer aldılar."
Onlar Boşnaklar'a Müslüman Türk ' gözüyle bakıyorlardı. Türklerin gözünde ise Boşnaklar Müslümanlığı kabul etmiş Slavlardı. Taaa 1. Kosova'dan kalma bir intikam ateşi ve sırf Müslüman diye Boşnaklar'a kesilen bir faturayı okuyacaksınız bu kitapta . Bu savaşta erkekler öldürüldü, kadınlar Hristiyan Sırp çocuklara hamile bırakılana kadar tecavüze uğradı. Bu savaşta İNCİR KUŞLARI bile öldürüldü. 21. Yüzyılda ... Avrupa'nın gözü önünde... BM denilen kuruluş varken...
Kitabın bu kadar akıcı ve yalın olmasını yazarın bu zulümden herkesi haberdar etmek gayesinde olduğunu anlıyorum. Bu yüzden okuyun, okutun...