·158 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ağustos 2022 12:40 Herkese selam.
Amok, şehvetine yenik düşmüş insanlar kitabı diyerek başlamak istiyorum incelemeye. Kontrol edilemeyen duygular utanca, suça, vicdan azabına ve hatta ölüme sebep olabiliyor. Hatalar silsilesi peş peşe birbirini takip ediyor: Gayri meşru bir ilişki sonrası hamile kalma, sonra bu bebekten kurtulma isteği, kendinden yardım istenen bir doktorun görevini kötüye kullanması, kürtajın ehil olmayan bir kişi tarafından yapılması, kan kaybından annenin ölmesi ve sonunda cesedi ortadan kaldırmak ve vicdan azabından kurtulmak için cesetle birlikte kendini denizin soğuk sularına bırakan bir doktor...
İşte bu hikayede de gördüğümüz gibi cinsellik erkek ve kadın için aynı şeyi ifade etmiyor. Erkek için 9 dakikalık bir zevk kadın için 9 aylık bir gebelik ve 9 senelik bir çocuk bakımı ve daha fazlası anlamına geliyor. Hele bu gayrimeşru bir ilişki sonrası olmuşsa kadın için tam bir zulüm. Emile Zola'nın Meyhane kitabında yazdığı gibi "kötü bir toplum, insanı çekiç gibi ezer ama kadını ise dümdüz eder."
Kitaptaki asıl hikaye doğrudan anlatılmayıp gemide geçen bir sohbet şeklinde sunulması güzel bir teknik. Bu tarzı Zweig'ın bir çok eserinde görüyoruz. Kitaba bir estetik ve ilgi çekicilik katıyor. Kısa ve akıcı bir hikaye.
Tutkularımızın bizi Amok'a dönüştürmemesi dileğiyle kitaptaki diğer hikaye olan Usta İşi'nin incelemesine geçiyorum. Bu hikaye bir yankesiciyi anlatıyordu. Zweig öyle bir anlatıyor ki yankesicilere insanın acıyası geliyor. Yoksul insanların davranışları güzel analiz edilmiş. Keşke kimsenin dilenmeye, hırsızlık yapmaya gerek duymadığı bir dünyada, bir zamanda yaşasak!.. Ama ne var ki hayat değişen dengelerle ayakta duruyor. Bu oyunun senaristi, yönetmeni ve aynı zamanda seyircisi olan Yaratıcı insanlara aynı değil, görmek istediği farklı kostümler biçmiş.
Kitaptaki son hikaye, Görünmez Koleksiyon. Bu hikayede gözleri sonradan görmez olan bir resim koleksiyoncusu anlatılıyor. Koleksiyoncunun daha önce yokluk nedeniyle satılmış, yerlerine boş kağıtlar konmuş koleksiyonunu her gün elleriyle kontrol edip onlardan nasıl mutluluk duyduğu Zweig'in eşsiz kalemiyle ele alınıyor. Trajik bir hikaye aslında. Temelinde savaş sırasında insanların ekonomilerinin nasıl etkilendiği de gösteriliyor. Zweig'ın kitaplarında ortak olarak göreceğiniz bazı konular vardır: Savaşın insanlar üzerindeki etkisi, hayatın ve ölümün anlamı vs. Bu hikayede onlardan biriydi. Kendisinin de savaştan dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalmış, kitaplarına el konulmuş ve intihar etmiş bir insan olduğunu düşünürsek insanın yaşadıklarının ve ruh halinin eserlerine nasıl yansıdığını görmüş oluruz.
Sevgiyle ve kitapla kalın.