Burada [insanlardan adaleti emredenler] ifadesi ile peygamberlerin vârisleri olan ve tıpkı resûller gibi insanları basiret üzere Allah’a davet eden kimseler kastedilmiştir. Çünkü bu kimseler uğrunda öldürülecek dahi olsalar Hakk’ın ve dinin galibiyeti için canlarını vermeyi seçmiş mücahitlerdir. Bu yüzden de Allah onları, çektikleri sıkıntı ve tahammül ettikleri belalar konusunda peygamberlerle birlikte zikretmiş ve bu uğurda öldürülenleri övgü bağlamında anmış, buna karşılık resûlün ve onların vârislerinin tebliğlerine kulak vermeyen kimseleri de kınama bağlamında zikretmiştir. Allah’ın kullarına nasihatte bulunmak Allah’a iman eden herkesin üzerine vacip olan bir görevdir ve mümin bu görevi yaparken başına gelebilecek olan zararı umursamaz; çünkü din Allah için, resûlü için, müminlerin önderleri ve umumu için nasihatte bulunmak demektir. O halde sakın hiçbir şey seni bu vazifeyi yapmaktan alıkoymasın. Sakın bu vazifeyi yapmış olduğun için pişmanlık duymayasın. Çünkü Allah’tan haber veren kimsenin içinde parlak bir nurdan başka bir şey görünmez, ister yaptığı nasihat kabul edilsin ister reddedilip kendisi eziyete maruz kalsın fark etmez.