Mum

Aşkın Değil, Takıntının Hikâyesi
5/10
·524 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 15:48
Masumiyet Müzesi’ni saatler önce bitirdim ve bu incelemeyi yazarken gerçekten çok düşündüm. Baştan söyleyeyim: Bu inceleme kitabı sevenleri rahatsız edebilir. Çünkü ben bu kitabı beğenmedim; aksine abartılmış, şişirilmiş ve yorucu buldum. Bu bir aşk hikâyesi mi? Benim için hayır. Kitabın ortalarından itibaren gördüğüm şey net: şehvete aşk gömleği giydirilmiş bir takıntı. İki karakter de bu yanılsamanın içinde birbirlerinin hayatını yavaş yavaş tüketiyor. Bu yüzden ortada romantik bir bağdan çok, bağımlılık ve dengesizlik var. Kemal’in yaşadığı duygu, aşk değil; kontrolsüz bir saplantı. Füsun ise bu ilişkinin içinde daha çok imkân ve güç dengesini gözeten bir yerde duruyor. Yani biri duygunun içinde kaybolurken, diğeri o duyguyu fırsata çeviriyor. Bu da ilişkinin baştan itibaren sağlıksız bir zemine oturduğunu gösteriyor. Anlatılmak istenen takıntıyı anlıyorum; fakat bu takıntının tekrarlar üzerinden bu kadar uzatılması, karakteri derinleştirmekten çok okuma deneyimini tıkayan bir döngüye dönüşmüş. Aynı sahnelerin ve duyguların sürekli yinelenmesi bir noktadan sonra anlatım tercihi olmaktan çıkıp doğrudan bir sabır testine dönüşüyor. Yaş farkı meselesi de görmezden gelinecek gibi değil. 18 yaşındaki bir karakterle kurulan bu ilişki, hangi açıdan bakarsam bakayım rahatsız edici bir dengesizlik yaratıyor. Bu durum hikâyeye derinlik katmıyor, aksine problemli bir zemin oluşturuyor. Şunu da netleştireyim: Bu kitap Nobel ödülü almış bir eser değil. Orhan Pamuk Nobel’i tüm eserleriyle kazanmış bir yazar. Buna rağmen bu kitabın sosyal medyada ve popüler kültürde gereğinden fazla yüceltildiğini düşünüyorum. Okunmalı mı? Benim için hayır. Verdiğim parayı ve zamanı karşılayan bir deneyim olmadı. Edebiyatın rahatsız etmesi ayrı bir şey, ama bunu tekrar ve uzatma üzerinden
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Mum
Bende öyle düşünüyorum. Çok güzel ifade etmişsiniz. Aslında modern romanlarda sık karşılaştığım bu durumdan bende çok rahatsızım. Kelime yığını gibi adeta. Okuması hiç keyifli değil. Bu kadar gereksiz detay ve tekrarlar okuyucuyu yoruyor ve ana konudan uzaklaştırdığını düşünüyorum. Hele de insanların bu kadar zaman ve odaklanma kıtlığı yaşadığı bu zamanda.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
AŞK Erkeklerin hayatın anlamını aşkta bulması en mutlu günlerini bu dönemde geçirmesi, bu dönemde hayatının dersini alması. Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sındaki Raif ve Dostoyevski'nin Beyaz Geceler'indeki ismi geçmeyen karakterin ortak özelliği buydu.Bunu iki kitabında son sayfalarında geçen şu cümlelerden anlıyoruz. "Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?" (Kürk Mantolu Madonna) "Size kin bağlamak mı Nastenka?...Şu yalnız kalbe anlık bile olsa tattırdığınız mutluluk için size bir ömür iyilikle yad edeceğim. Tanrım! Mutluluk Dolu Dakikalardı! bu mutluluk anı insana bir ömür yetmez mi?" (Beyaz Geceler) Karşı cinsi duyulan bu derece büyük aşkın -genellikle- sonunda pek mutlu etmediği bilinse de yaşanılan bir kaç anının gerçekten de birkaç ömre değer olduğunu ben de düşünüyorum. Tabi bu aşkı kiminle yaşadığın da önemli ...#k:557beysz Beyaz Geceler
Alıntı
Mum
Hayatın merkezidir sevgi. Genellikle karşı cinse duyulan hisle bilinse de sevgi yaşamın gayesi olup her şeye karşı hissedilebilen bir şeydir. Aşka geldiğimizde insanda öyle bir sevgi kapasitesi var ki bunu bir insana yönelttiğimizde genelde üzülüyoruz. Çünkü o her kim olursa olsun o kudretli ve yoğun enerjiye layık olamıyor diye düşünüyorum. “Aşk geçicidir, aşkı mecazi aşkı hakikiye dönüştü, Leyla Leyla derken Mevla'yı buldum“ gibi ifadelerin sebebi hikmeti bu olsa gerek.
Herkese Merhaba,
Ufak bir ricam olacak sizlerden. Uzun zamandır kitap okuyamama durumuyla karşı karşıyayım. Çok istiyorum okumayı ama bir süre sonra dikkatim dağılıyor. Okuma alışkanlığımı geri kazanmak için az sayfalı kitaplar okumaya çalışıyorum(en fazla 200 sayfalı). Okumak beni iyileştiriyor çünkü. Bu yüzden beğendiğiniz yazarlardan, az sayfalı kitap önerileri verebilir misiniz acaba? Beni ben yapan değerlerimden biri okumak. Ve ben bu alışkanlığımı kaybetmek istemiyorum. Okumak ve öğrenmek bu hayatta en çok sevdiğim şeylerden biri. Lütfen bu alışkanlığımı kaybetmemem için bana yardımcı olun. Yardım eden etmeyen herkese teşekkür ederim şimdiden.
Mum
Stefan Zweig öneririm. Hikaye konusunda çok beceriklidir. 70 sayfalık hikayesinde roman tadını alabilirsiniz.
önerir misiniz?
Bana farklı bakış açısı ile bakabileceğim ve farklı düşünceler katabilecek kitaplar okumak istiyorum. Lütfen geçmeyin ve varsa öneriniz yazın okumak ve incelemesini yazmak istiyorum ♥️
1000Kitap
Mum
Muhiddin İbnül Arabi öneririm. Hayata bakışınızı etkiler diye düşünüyorum.