Burada [insanlardan adaleti emredenler] ifadesi ile peygamberlerin vârisleri olan ve tıpkı resûller gibi insanları basiret üzere Allah’a davet eden kimseler kastedilmiştir. Çünkü bu kimseler uğrunda öldürülecek dahi olsalar Hakk’ın ve dinin galibiyeti için canlarını vermeyi seçmiş mücahitlerdir. Bu yüzden de Allah onları, çektikleri sıkıntı ve tahammül ettikleri belalar konusunda peygamberlerle birlikte zikretmiş ve bu uğurda öldürülenleri övgü bağlamında anmış, buna karşılık resûlün ve onların vârislerinin tebliğlerine kulak vermeyen kimseleri de kınama bağlamında zikretmiştir. Allah’ın kullarına nasihatte bulunmak Allah’a iman eden herkesin üzerine vacip olan bir görevdir ve mümin bu görevi yaparken başına gelebilecek olan zararı umursamaz; çünkü din Allah için, resûlü için, müminlerin önderleri ve umumu için nasihatte bulunmak demektir. O halde sakın hiçbir şey seni bu vazifeyi yapmaktan alıkoymasın. Sakın bu vazifeyi yapmış olduğun için pişmanlık duymayasın. Çünkü Allah’tan haber veren kimsenin içinde parlak bir nurdan başka bir şey görünmez, ister yaptığı nasihat kabul edilsin ister reddedilip kendisi eziyete maruz kalsın fark etmez.
Bilimin insanlığın yaşamında en önemli, en güzel, en gerekli şey olduğuna, onun şimdiye dek sevginin en yüce belirtisi olduğuna, şimdiden sonra da olacağına, insanlığın doğayı da, kendini deyalnızca onunla yenebileceğine olan inancımı son soluğumu verirken bile sürdüreceğim.
Banker masanın üzerinden aldı kâğıdı, okumaya başladı:
“Yarın saat on ikide özgürlüğüme, insanların arasına girmek hakkına kavuşuyorum. Ama bu odadan çıkmadan, güneşi görmeden önce sizlere birkaç şey
Hak Teâlâ bize, rahmet ve fazlını dilediğine tahsis edeceğini bildirdiği gibi intikamını da dilediğine tahsis edeceğini bildirmemiştir. Zira cehennem ehli, sadece amelleri ile azap göreceklerdir, başka bir şeyle azap görecek değillerdir. Cennet ehli ise hem amelleri ile hem de ihtisas cennetlerinde amelleri dışındaki şeylerle nimetleneceklerdir. Nitekim saadet ehli için üç cennet söz konusudur. Biri amel cenneti, diğeri ihtisas cenneti, üçüncüsü ise miras cennetidir. Cennet ehli cennette amellerine göre menzil, makam sahibi olurlar. Onlar için bir de miras cennetleri vardır ki bu cennetler, cehennem ehlinin cennete girememek suretiyle mahrum kaldıkları cennetlerdir. Yine onlar için ihtisas cennetleri de vardır ki bu konuda hüküm sadece yüce ve büyük olan Allah’a aittir. Çünkü ilâhî ihtisas hiçbir sınırlama, kısıtlama, ölçü kabul etmeyeceği gibi amel de gerektirmez, bu tamamen Allah’ın fazlından olup Allah onu rahmeti ile dilediğine tahsis eder. Allah muhakkak çok muazzam bir fadla/lütfa sahiptir.