Tembelim ben, öfkemi nefrete dönüştüremeyecek kadar da rahatına düşkün.
-Kin de tutamam.
-Unuturum
-Sıkılırım
-Uykum gelir bi kere ...
”İlk defa bitmesini istemediğim bir kitabı ele alıyorum, öyle ki bitecek korkusu yüzünden son kısımlarını uzata uzata bir haftadan fazla sürede okudum. Güntekin’in müfettişlik yaptığı sırada Anadolu insanını görmüş, tanımış; arasında yaşarken uzun uzun gözetlemiş ve tüm bu gördüklerinden anladıklarını kağıdına çok güzel ve üsluplu bir şekilde anlatmış. Çalıkuşu Romanının Anafikri gerçek bir aşkın araya ne kadar büyük engeller girerse girsin asla yok olmayacağıdır. Çalıkuşu eseri, memleket edebiyatı çerçevesinde ele alınabilecek bir romandır. Reşat Nuri Güntekin’in en ünlü romanıdır. Asıl konusu Feride ile Kamuran arasındaki romantik bir aşk hikayesi olan romanda İstanbullu genç bir öğretmen olan Feride’nin Anadolu’nun değişik yerlerinde öğretmenlik yaparken yaşadıklarını ve Anadolu’nun bakımsızlığını, gerilik ve yoksulluğunu, halkın boş inanışlara bağlığını da anlatmıştır. Feride, bir subayın kızıdır. Küçük yaşta anası babası ölür. Teyzesinin korumasıyla, “Notre Dame de Sion” Fransız yatılı okulunda okur. Çok haşarı olduğu için, okulda ona “Çalıkuşu” adını takarlar. Yaz tatillerini teyzesinin Kozyatağı’ndaki köşkünde geçirir. Teyzesinin oğlu Kamuran, yakışıklı, sarışın bir delikanlıdır. Zamanla birbirlerini sever, nişanlanırlar. Feride, düğün günü, çarşaflı bir kadının getirdiği mektuptan, Kamuran’ın İsviçre’de iken Münevver adında hasta bir kızla ilişkisi olduğunu, ona evlenme vaadinde bulunduğunu öğrenir. Her şeyi yüzüstü bırakıp kaçar. Öğretmenlikle, Anadolu’nun Zeyniler köyü, Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası gibi çeşitli köy, kasaba ve şehirlerinde dolaşır. Güzelliği başına dert açar, her gittiği yerde karşısına bir erkek çıkar, dedikodular olur; Bursa’da bir musiki öğretmeni, Çanakkale’de bir kurmaysubay vb… Zeyniler köyünde iken tanıştığı ihtiyar Doktor Hayrullah Bey’le Kuşadası’nda ikinci kez karşılaşır. Babacan bir adam olan Hayrullah Bey, Feride’yi kızı gibi korur; halkın dedikodusu üzerine, dış görünüşü kurtarmak için, onunla kağıt üzerinde evlenir, fakat aralarındaki ilişki bir baba kız ilişkisidir. Feride, öğretmenliğe başlayınca bir “günlük” tutmuş, bütün bu maceralı hayatı defterin günü gününe yazmıştır. Hayrullah Bey bu defteri bulur, okur ve saklar. Hastalanınca, Feride’ye, kendisinin ölümünden sonra ara sıra teyzesinin yanına gitmesini ve verdiği kapalı bir zarfı Kamuran’a teslim etmesini vasiyet eder. Hayrullah Bey’in ölümünden sonra, Feride vasiyeti yerine getirir, kısa bir süre için teyzesinin yanına gider, zarfı Kamuran’a verir. Zarfın içinde, Hayrullah Bey’in bir mektubu ile Feride’nin “günlük”ü vardır. Hayrullah Bey, Kamuran’a yazdığı mektupta Feride’yi bir daha bırakmamasını salık vermektedir. Kamuran mektubu ve defteri gece sabaha kadar okur, her şeyi öğrenir, ertesi gün yola çıkacak olan Feride’yi bir daha bırakmaz, evlenirler…] Çalıkuşu romanının bu kadar önemsenmesini, büyük bir okuyucu kitlesini etkilemesini üç nedene bağlayabiliriz: Birincisi, Anadolu’nun sorunlarına bilinçli olarak eğilen ilk roman oluşudur. ikincisi, özellikle genç kızları uzun süre etkileyen Feride, üçüncüsü de dil ve anlatımdaki rahatlıktır.
Altını çizdiklerim
Belki bir gün kalbimi yormayan birine denk gelirim diye yaşıyorum.
"Aynı duayı birbirlerinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar.
"Hangi yaşta ölürsek ölelim tamamlanmamış cümlelerimiz olacak.