Gönderi

10/10
·504 syf.··
2022 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2022 12:20
Odysseia'yı okurken aklıma ara ara şu soru geldi: Neden bu kitap bu kadar önemli? Neden okumalıyım? Bu kitabı bitirirsem büyük bir iş başaracağımı hissediyordum ama neden? Şimdi her iki kitabı bitirdikten sonra, İlyada ve Odysseia'yı edebiyatımızın temeli olarak görüyorum. Bugün hala destanların birer parçaları tekrar kurgulanarak yazıldığında ya da beyaz perdeye aktarıldığında izlenme ya da satış rekorları kırıyor. Demek ki, hala edebiyatımızda Homeros ile bir yarış içindeyiz diyorum içimden. Galiba her seferinde kaybetmeye mahkumuz. Homeros'a hakkını vermişken, Azra Erhat'ı da analım.Her iki destan için de söyleyebilirim ki, çevirisi bu kadar başarılı, bu kadar muazzam eserlerle tekrar karşılaşacağımı sanmıyorum açıkçası. Öncelikle biraz İlyada'ya değineyim. İlyada, savaşın ağırlığını da içinde barındıran bir kitap olduğundan benim için daha yavaş geçmişti. Akhilleus'un savaşa girmesine dek olaylar daha bir ağır seyrediyordu. Gel gelelim, İlyada destanında tanrılar daha çok yer alıyordu ve onları özellikleri ile daha çok görüyorduk. Ki benim için tanrıları okumak destanın en zevkli kısımlarından biriydi. İlyada destanını en son Akhilleus'un ölümü ile bırakmıştık. Yürek parçalayan dizeler okumanın tadına varsak da destanın da sonuna gelmiştik. Herkes gibi ben de, İlyada'yı okumaya başlarken yanıma ne olur ne olmaz diye Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nü aldım. Ara ara destek aldığım oldu tabi ki, ama genel olarak zaten mitolojiyi çok seviyorum ve karakterlere de aşinalığım vardı. Örneğin tanrıları, Agammemnon ve Odysseus gibi belli başlı komutanları, Akhilleus ve Patroklos'u biliyordum. O sebeple kendimi de çok sıkmadan ve her karakteri uzun uzun bu kimmiş diye bakmadan okudum, sorun yaşamadım. Yine de Mitoloji Sözlüğü insana bir güvence veriyor, tavsiye edilir. Odysseia'nın incelemesine gelecek olursak; yazım açısından İlyada'dan çok daha ötede olduğunu hissettim. Gerçekten roman gibi, lirik olmasına lirik elbette ama İlyada'nın o ilk çağ havasından ziyade, yazım tekniği olarak çok geliştirilmiş bir destandı. Odysseia hakkında birkaç araştırma yaparken gerçekten Odesseus'un uğradığı yerlerin (Kalypso'nun adası Ogygie ya da Kirke'nin adası Aiae gibi) coğrafyada karşılığı olduğunu gördüm, kaldı ki Azra Erhat da bunlara hazırlık okuması niteliğinde olan ilk sayfalarda yer vermiş. Ayrıca okumayı keyiflendiren bir başka tarihi gerçek de, Odysseus'un tayfasının Kirke'nin adasından Kirke'nin büyüleri yüzünden eve dönmek istememesi, rehavete kapılması olaylarının aslında Aiae adası olduğu düşünülen coğrafyada yetişen ve halüsinasyona sebebiyet veren birtakım otlar olduğu keşfi oldu benim için. (Kaynak: youtube.com/watch?v=CVo225p...) ("Ben, Kirke" kitabından dolayı Kirke'ye sonsuz bir sempati beslerim bu arada, kitapta Kirke adını her gördüğümde eski bir tanıdıkla rastlaşmışcasına mutlu oldum. Madeleine Miller'e da selam olsun.) Ama tabii, kitabın esas kadını Odysseus'un eşi Penelope. Öyle ki Odysseus her nasıl yeryüzündeki insanların en zekisi olarak nitelendiriliyorsa Penelope de en az onun kadar zeki. Gerek taliplerini oyalaması, gerekse Odysseus döndüğünde ona inanmayıp sınava tabi tutması Penelope'yi ideal, namuslu ve akıllı kadın karakteri yapıyor. En son İlyada'da bıraktığımız Odysseus'u , başına bir sürü maceranın geleceği bir eve dönüş yolculuğunda buluyoruz. Odysseus, en güçlü tanrılardan biri Poseidon'u kızdırarak eve dönüşünü maalesef çok çok ertelemiş. Odysseus'un biricik gözeticisi Athena var da, hem oğlu Telemakhos'a hem de Odysseus'a sık sık yol gösteriyor, gerektiğinde diğer tanrılara onlar için yalvarıyor. Kitapta İlyada'nın aksine genel olarak Athena hariç başka tanrılarla çok karşılaşmıyoruz, ara ara kızgın Poseidon'u, bazen Zeus'u ve Odysseus'u Kirke'nin büyülerinden korumak için gönderilen Hermes'i görüyoruz. Penelope'nin taliplerle dolu sarayda da mücadelesi bir yandan devam ediyor. Penelope'yi biraz da şu gözle değerlendirmek lazım, kocası olmadığı için sarayında kalamayan, ancak kocasının hayatta olup olmadığını da bilmeyen, kralsız kalmış bir İthake'yi ve küçük oğlunu idare etmek durumunda olan bir anne. Kitapta Odysseus'un Hades'in diyarını ziyaret etmesi, ölüler ile konuşması gibi fantastik unsurlar beni kitaba birkaç kat daha bağladı. Bir süre daha destan okumaya devam edeceğim, Vergilius'un Aeneis'i öneriliyor ancak elimde şu an Sophokles'in Philoktetes ve Aias kitapları mevcut. Bakalım.
Yunan Mitoloji
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
·
102 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.