Zaman kavramını bu kadar güzel anlatan bir kitap hatırlamıyorum. Einstein'ın izafiyet teorisinin gerçek hayatımızdaki etkisini okuyoruz ve gerçekten hissediyoruz bu kitapta. Hepimizin zamanı var fakat neden bu zaman hepimiz için gerçekten de aynı hızda geçmez. Mesela bütün bir gün bizim için bazen o kadar hızlı geçer ki anlamayız bile. Bu gibi durumlarda "Ben bugün hiçbir şey yapmadım ama koskoca 24 saat nasıl bu kadar çabuk bitti." diye düşündüğümüz çok olmuştur. İşte kitapta da bunu görüyoruz. İçimizdeki duman adamları ve onlara zamanımızı çalmaları için nasıl da izin verdiğimizi fark ediyoruz. İnsanlar sürekli bir şeyleri yapmaya çalışıyor durmadan dinlenmeden. Sanki çok acelemiz var da bir şeyleri yetiştirmek istiyor gibiyiz. Şu olsun da dinlenirim, şunu da kazanayım rahat ederim diye diye aslında ömrümüzü bitirdiğimizi fark etmiyoruz bile. Halbuki bazen durup hayatın tadını çıkarmalıyız. Kitaptaki mesaj bence sanki her şey çok lazımmış gibi soluklanmadan çalışıp vaktimizi tüketiyoruz. Böyle yaptığımız için de durmaya gerçekten yaşamaya vaktimiz yok gibi hissediyoruz. Ama başımızı kaldırıp da bir nefes alıp bir süpürge yaparsak (Bir önceki alıntıda süpürge ve nefesten bahsetmiştim oraya bakabilirsiniz. #175635837 ) işte o zaman hayattan zevk alacağız. Hayal etmeyi asla unutmayın. Hayal edecek bir şeyimiz kalmadığında hayat da bizim için son bulur.